CİHAD NİÇİN MÜFREDATTA OLMALI
CİHAD NİÇİN MÜFREDATTA OLMALI
Cihada en olumsuz bakanlar toplumun ahlaken en düşük kişileri olan münafıklardır. Zira bu önemli ibadetin kapsamında Allah(c.c.) için candan, maldan, evlad-ü iyalden, eşten, dosttan ve alışılmış şeyleden vazgeçmek vardır. Ahlaki donanımını kemale erdiremeyen kimseler maddi olanı tercih ettikleri için cihad edemezler. Ubudiyet amacıyla yaratılan insan, bu görevlerini hakkıyla yapmakla yükümlüdür. İçerdiği değerler ve Müslümandan istediği fedakarlıklar nedeniyle cihad en önemli ibadetlerden biridir. Diğer ibadetlerin varlığını koruması ona bağlı olduğu için de belki en önemlisidir. Unutulmaması gerekir ki cihad bekçidir. Onun olmadığı ortamlarda ne namaz ne hac ne diğer ibadetler güvenle yapılamaz. Önemine binaen Kur’an’da en çok emir tekrarının yapıldığı ibadet cihaddır.
Kur’an-ı Kerim’deki bazı kavramlar cihadın anlam alanına girerler ve onun türleridir. Davet, tebliğ, kıtal, inzar (kötülüleri ve kötülüklere karşı uyarı), tebşir (salih amelleri yapanları teşvik ve müjdeleme), emribilmaruf ve nehyianilmünker cihadın türleridir. Cihadın türü olarak davetle ilgili on beş, emribilmarufla ilgili on üç, kıtalle ilgili yetmiş üç, tebliğ-davetle ilgili on, inzarla ilgili yüz yetmiş bir ayet vardır. Peygamber kıssaları üzerinden yapılan uyarı ve mücahedeyi tavsiye eden ayetlerle beraber bizzat cihadı emreden kırk üç ayeti de kattığımız zaman ortaya altı yüzden fazla ayet çıkmaktadır. Cihad ve türevleriyle ilgili Kur’an’daki emir tekrarının çokluğu bu ibadetin önemini gösterir. Bir şey Allah (c.c.) ve Resulü (s.a.v.) tarafından bir defa bile emredilse bağlayıcılık arz eder ama defalarca emrediliyorsa bu durum çok daha önemli demektir.
Allah Teâlâ tarafından Müslümanlara, hakiki ve sağlam temelli bir ahlaki sosyopolitik düzen kurma görevi yüklenmiştir. Böyle bir düzenin kurulması için gereken çalışmanın esaslarını bizzat Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) belirlemiştir. Onun çalışması; tevhidî, adaletli, istişareli, liyakatli, ilkeli, beyatli, fıkıhlı, ahlaklı, çözümlü, sürekli, plânlı, kadrolu, hâkimiyet odaklı, yakın ve uzak hedefleri belli, yerel ve evrensel bir harekettir. Bu ifadelerle cihadın tamamen fıkha dayandığını belirtmek istiyoruz. Fıkıhlı bir hareketin özünde ve uygulamasında tevhid, ahlak, danışmak, rikkat, nezaket, insanilik, merhamet ve adalet vardır. Bu ibadetin icrasında Müslümanlar haksız yere bir karıncayı bile incitemezler. Cihadın aleyhinde konuşanlar, Müslümanları cihaddan soğutmak suretiyle önce alanı boşaltıp sonra da orada hâkimiyet kurmak veya kâfir egemenliği tesis etmek isteyen İslâm düşmanlarıdırlar.
Cihadın amacı olan ‘fitneyi kaldırıp hayatı dine göre anlamlandırabilmek’ için, “cihadı hakkıyla yapmak”[1] emredilmiştir. Bunun gerçekleşmesinde yerine göre mukatele de farz kılınmıştır.”[2] Mukateleden önce ise davetin kitlelerle buluşturulması, davet ve tebliğ görevinin hakkıyla yapılması, iyiliği emir kötülükten nehiy vazifesinin yerine getirilmesi şu ayette emredilmiştir: “İçinizden (insanlığı) hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükleri önlemeye çalışan bir topluluk bulunsun. İşte gerçek kurtuluşa erenler bunlardır.”[3] Cihadın türü olan marufu emredip münkeri yasaklamanın farziyetinin türünü; kişilerin (din, akıl, can, mal ve namus gibi) emniyet durumları, idarecilerin adil veya gayr-i adil oluşları, ümmetin iktisadi kaynaklarını ve gücünü değerlendirme hâlleri, hukukun kaynağının Kur’an ve Sünnet oluşu ve olmayışına göre rabbani ulema -rabbani ulema şayet varsa- belirler. Onlar bu konudaki doğru görüşü, ümmetin ve insanlığın şahidi olarak mutlaka ortaya koyarlar.
Küfrün her türlü imkânı; teknolojiyi, kurumsal yapıları, sermayeyi ve ürettiği değerleri/ideolojileri kullanarak Müslümanlara yaptıkları çok yönlü saldırılara karşı Müslümanların da ayette emredildiği gibi aynıyla veya daha büyüğüyle karşılık vermeleri şarttır: “Nasıl ki müşrikler size toptan saldırıyorlarsa siz de onlara karşı topluca saldırıda bulunun.”[4] Bir kısım insanın küfre karşı koymasıyla hedef gerçekleşmiyorsa; emniyetler sağlanamıyorsa bütün Müslümanlara cihat farz-ı ayın olur.[5] Küfür ehlinin ellerini Müslümanlardan çektirmek için gerekli “kuvveti” hazırlamak çok önemli bir vecibedir. Aksi hâlde Müslümanlar kâfirlerin şamar oğlanı olmaktan kurtulamayacaklardır. Cihad için hazırlık yapmak ve içerisinde etkin olarak görev almak insanın gelmekte olan ne ecelini öne alır ne de erteler. Zaten böyle bir durumda ecel gelirse kişi, Allah (c.c.) katındaki en yüce makamlardan olan şehadet........
