BÜYÜK CİHAD KUR’AN-I KERİM VASITASIYLA YAPILIR
BÜYÜK CİHAD KUR’AN-I KERİM VASITASIYLA YAPILIR
Tarihin her döneminde olduğu gibi, cihadı zor ve tehlikeli bulanlar Hz. Peygamber döneminde de olmuştur. Özellikle de mal ve can konularında fedakârlık isteyen bu ibadete karşı soğuk bakanlar olmuş ve bu bakışlarını Hz. Peygamber’e de bildirmişlerdir. Cihada soğuk bakan kişilere Peygamber Efendimiz şu olay üzerinden önemli ve düşündürücü bir cevap vermiştir: “İbni Hasasiyye (r.a.), Hz. Peygamber’e gelip İslâm’ın emirlerinin zorluğu ve kolaylığı üzerinde yorum yapmış; sonra da “zekâtsız ve cihadsız bir din” tasavvurundan bahsetmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, İbni Hasasiyye’yi şiddetle sarsmış ve “Allah yolunda sadaka ve infak yok, cihad yok, o zaman sen ne ile cennete gireceksin?[1]” demiştir. Müslümanlar cihadı terk edip korkakça davranırlar ve mal biriktirme tutkusuna kapılırlar, sonra da konforizmin etki alanına girecek olurlarsa dünyayı amaç haline getirirler. Ebedi yaşama ve cenneti dünyada arama sapıklığına düşerler. Böyle bir durumun getireceği kötü sonucu Peygamber Efendimiz şöyle izah etmiştir: “(Ey Sevban!) Aç kalmış vahşi hayvanların yemek kaplarına saldırdığı gibi, milletlerin de sizin üzerinize saldırmalarına çok az kaldı. Sevban: ‘Ya Resulallah, o gün biz azınlık mı olacağız?” dedi. Resulallah; ‘Hayır! Siz o gün çoksunuz. Fakat selin üzerindeki köpük gibi olacaksınız. Allah, düşmanın kalbindeki size dair korku ve heybeti alacak; sizin kalbinize de vehen (zayıflık) atacaktır.” buyurunca, oradakiler: ‘Ya Resulallah vehen nedir?’ dediler. Hz. Peygamber: ‘Dünya sevgisi ve ölümden nefret etmenizdir.” buyurdu.”[2] Eğer Müslümanlar, insanların tüm sorunlarına çözüm bulma çabası olan cihadı ve onun değişik uygulamalarını dünyaya aşırı bağlılık için terk ediyorlarsa kendilerini de tarihin öznesi olmak şerefinden mahrum ediyorlar demektir. Hâlbuki Resulullah (s.a.v.); “Allah yolundaki bir akşam veya sabah yürüyüşünün dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlı olduğunu”[3] söylemiştir. Sevban hadisinde geçen korku ve endişelere (vehen) karşı, çarenin de yine cihadda olduğunu Resulullah(s.a.v.) haber vermiştir: “Allah yolunda cihad ediniz. Allah Teâlâ yolunda cihad, cennet kapılarından bir kapıdır. Allah Teâlâ bu ibadet sayesinde Müslümanları gam ve kederden korur.”[4]
Dünyanın olduğu gibi algılanması yerine tapınılacak derecede bir tutkuyla bağlanıldığı bir topluma peygamber olarak gelen Hz. Muhammed (s.a.v.), yeni bir medeniyet, yeni bir insanlık ve dünya kurmak için çalışmıştır. Böyle yüce bir ideali gerçekleştirmek için insanın hareketini engelleyen şeylere karşı, ümmetine “garip veya yolcu gibi” yaşama mantığını getirmiş ve şöyle buyurmuştur: “Benimle dünyanın misali, sıcak bir yaz gününde, bir ağaç altında gölgelenip de, sonra bırakıp giden yolcu misali gibidir.”[5] Geleceğin yeni dünyasını; dünyaya seferi bir mantıkla bakanlar inşa edebilirler. Eğer seferi bir mantık yerine, “hazari” anlayış insanımızın hayatına hâkim olursa sadece eşya tüketen birer aygıt konumuna inmiş olurlar. Tüm uğraşları lüks ve konfor uğruna bina edilen insanların, yaşamış oldukları dünyanın hiçbir meselesine çözüm getirmeleri mümkün değildir. Peygamber efendimiz kuracağı dünyanın genç mimarlarından Muaz’ı da konfora karşı uyarmıştır: “Konfora dalmaktan sakın, zira Allah’ın (has) kulları........
