AİLEYİ MÜSLÜMANCA İNŞA ETMEDE VELİNİN İZNİ
AİLEYİ MÜSLÜMANCA İNŞA ETMEDE VELİNİN İZNİ
Vakti geldiğinde iffeti korumak ve nesli devam ettirebilmek için evlenmek nebevi bir sünnettir. Özellikle de davetçi gençlerin bu konuda daha hassas davranmaları gerekir. Gençler evlenmez ve fıtrata aykırı olan bekârlığı tercih edecek olurlarsa yeryüzünde fesat çoğalır. Bu bağlamda Peygamber Efendimiz, gençlerin imkân buldukları vakit evlenmelerini istemiştir. Kur’an, gençlerin vaktinde evlenmeleri ve evlilik tercihinde hanımlarda aranacak özelliklerle ilgili örneklerinden birini Kasas suresinde anlatmıştır. Surede hikâye edildiğine göre Hz. Musa(a.), uzun ve çileli bir yolculuktan sonra Medyen’e hicretini gerçekleştirmiştir. Medyen’e varıp görülen lüzum üzerine salih zatın koyunlarını suvarınca kızları kendilerine yardım eden gencin ahlakını babalarına övmüşler; görüşmeler sonunda salih zat, sekiz yıl kendisine hizmet etmesine mukabil kızlarından birini Hz. Musa ile nikâhlamıştır.[1] Kur’an bu olayı kendi edebi yöntemi çerçevesinde bizlere anlatmıştır. Hz. Musa (a.), salih bir zatın denetimi altında aile sorumluluğunu üstlenerek geleceğe hazırlanmıştır. Çilesini burada doldurduktan sonra davetine başlamak; Firavun’a karşı büyük bir cihad vermek üzere Medyen’den ayrılmıştır.
Biz, bu başlık altında Hz. Musa’nın Medyen’deki hayatının ayrıntılarına girmeyeceğiz. Konumuzun başlığı ile mutabakat sağlaması çerçevesinde genç davetçilerin başarılı olabilmeleri için evliliğin önemine değineceğiz. Cennetteki huzuru örnek alan güzel bir yuvayı inşa etmenin yollarını anlatacağız. Bu bağlamsa evliliği teşvik edip bekârlığı tercih etmenin doğru olmadığını ispata çalışacağız. Fakat, konuya girmeden önce evliliğin huzura dönüşmesi için gözetilmesi elzem olan bazı öncüller üzerinde hassasiyetle duracağız.
Günümüzde evlilik dâhil birçok sorunlarımız vardır. Sorunlarımızın çoğu; itikadi, ahlaki, hukuki, siyasi, ilmî, ailevi ve iktisadîdir. Bu sorunlarımıza kaynaklardan çözüm üretmezsek din inandırıcı, kuşatıcı ve çözüm makamı olmaktan çıkar. Hayatta bırakmış olduğu boşluklar din karşıtı düşünce ve ideolojiler vasıtasıyla doldurulur. Böylece din, hayatın kendisiyle anlamlandırılması zorunlu bir kurum olmaktan çıkarılmış olur. Aslında ailevi sorunlarımız sosyal sorunlarımızın içerisindedir. Ama dînî, ahlâkî, siyasî, iktisadî ve eğitimle ilgili nedenleri de vardır.
Aile konusunu iyi anlamak için Kur’an-ı Kerim’in erkeğe, kadına, çocuklara nasıl baktığını iyi bilmek ve anlamak gerekir. Kur’an’daki bu bakış sünnette nasıl karşılık bulmuş ve Peygamberimiz nasıl bir aile yapısı inşa etmiştir? Eğer birey ve toplum dinin iki temel kaynağına göre köklü bir eğitimden geçecek olursa ailenin geleceği sağlam temeller üzerine kurulmuş olur. Vahiy, kadın ve erkeği hayatın devamında zorunlu varlıklar olarak görmüştür: “Ey insanlar! Biz, sizleri bir erkekle bir kadından yarattık. Tanışmanız için sizleri oymaklara ve (daha büyük) kabilelere ayırdık. Allah katında ise sizin en değerliniz en takvalı olanınızdır. Allah, yaptıklarınızı bilir ve her şeyden haberdardır.”[2] Ayeti, evliliğin vücut bulmasında her iki türün de olmazsa olmazlığına işaret etmektedir. Herhangi bir cinsin diğerine üstünlüğünü ifade eden bir karine ayette yoktur. Türlerin yaratılması ve yaratılıştaki farklılıklar insan özgürlüğüne girmediği için cinsiyetle öğünmek İslâm’da yasaklanmıştır. Türlerle övünmeyi İslâm cahiliye âdeti saymıştır.
Kur’an, yaratılan ilk çiftin cennete girdirildiğini haber vererek ilk ailenin de cennette kurulduğuna dikkat çekmiştir. “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin…”[3] ayeti bu gerçeğe işaret etmektedir. Bunun anlamı; cennette nasıl ki sıkıntı yok ve huzur hâkim ise, cennetteki huzuru aile vasıtasıyla dünyaya da taşımaktır. İnsanlar ailede cennete benzer bir huzur ortamı oluşturmalıdırlar. Bu şekildeki ortamı oluşturmanın ilk ve en önemli şartı nikâhtır. Nikâhın olmadığı birliktelik vahiyden onay almadığı için huzurdan ve meşruiyetten uzaktır. Aileye meşruiyet kazandıran nikâh; evlenme ehliyeti olan erkek ve kadının şahitlerin huzurunda ebediyet üzerine kendi hür iradeleriyle yapmış oldukları ahitleşme; sözleşmedir. Ebedilik üzerine olmayan “mut’a/geçici nikâh Hz. Peygamber tarafından yasaklanmıştır.”[4] Çünkü böyle bir nikâh, kadını sadece cinsel obje durumuna düşüren ve kadının onurunu ayaklar altına alan bir uygulamadır.
Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz, evliliği teşvik etmiştir. Bu........
