İSLAM’DA ÂDÂB-I MUÂŞERET VE EDEBİN TOPLUMSAL HAYATTAKİ YERİ
İSLAM’DA ÂDÂB-I MUÂŞERET VE EDEBİN TOPLUMSAL HAYATTAKİ YERİ
İnsan, yaratılışı gereği toplum içerisinde yaşayan bir varlıktır. Huzurlu, güvenli ve sağlıklı bir toplumun inşası ise yalnızca hukuk kurallarıyla değil; aynı zamanda ahlak, nezaket ve karşılıklı saygıyı esas alan davranış ilkeleriyle mümkündür. İslam dini de insanın Rabbine, kendisine, ailesine, komşusuna ve bütün mahlûkata karşı sorumluluklarını belirlerken güzel ahlakı ve edebi hayatın merkezine yerleştirmiştir.
Bu çerçevede toplum hayatında insanların birbirleriyle saygı, nezaket ve anlayış içerisinde yaşamalarını sağlayan görgü kurallarının bütününe âdâb-ı muâşeret denilmektedir. Âdâb-ı muâşeret; insanların günlük hayatın her alanında karşılıklı haklara riayet etmelerini, toplumsal huzuru korumalarını ve kardeşlik bağlarını güçlendirmelerini hedefleyen ahlaki prensipler bütünüdür.
Kelime olarak âdâb-ı muâşeret, “edep” kelimesinin çoğulu olan âdâb ile birlikte yaşamak, iyi geçinmek ve toplumsal ilişki kurmak anlamlarına gelen muâşeret kelimelerinden oluşmakta olup, “birlikte yaşamanın edepleri” anlamını taşımaktadır.
“Edep” kelimesi Arapçada zarafet, nezaket, güzel terbiye, ölçülü davranış ve güzel ahlak gibi anlamlarda kullanılmaktadır. İslam geleneğinde ise edep; insanı yanlış davranışlardan uzaklaştıran, güzel davranışlara yönelten ve kişiyi olgunlaştıran ahlaki bir meleke olarak değerlendirilmiştir.
Seyyid Şerif el-Cürcânî, edebi “İnsanı her türlü hatadan koruyan bilgiyi ve davranış bilincini kazanmak.” şeklinde tarif etmiştir. Bu tarif, edebin yalnızca dış görünüşe ilişkin bir nezaket değil; insanın düşünce, söz ve davranışlarını kuşatan bir ahlak disiplini olduğunu göstermektedir.
Edep, insanı insan yapan en temel vasıflardan biridir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri de edep sahibi olmasıdır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’in müminlere öğrettiği ahlaki ilkeler baştan sona bir edep eğitimidir. İslam medeniyetinde ilim kadar edebe de önem........
