İRAN DÜŞERSE ORTA DOĞU, GAZZE DÜŞER
İRAN DÜŞERSE ORTA DOĞU, GAZZE DÜŞER
Yüzyılın başında, ABD tarafından ortaya atılan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), sadece “demokrasi ve modernleşme” söylemleriyle değil; Orta Doğu’nun siyasal, askeri ve ekonomik yapısını Batı’ya bağımlı hâle getirme hedefiyle de kurulmuştur. Bu proje, bölgeyi küresel serbest piyasalara ve Batı jeopolitiğine açma, rejimleri “şekillendirme” ve uzun vadede Batı çıkarlarını güvence altına alma amacı taşır. Proje, Ortadoğu’nun enerji zenginliklerini, stratejik konumunu ve demografik gücünü ABD liderliğindeki uluslararası düzen lehine yeniden yapılandırmayı amaçlamıştır.
ABD’nin BOP Stratejisi ve İran’ın Konumu
BOP’un arka planında, Amerikan küresel stratejisinin bir parçası olarak Orta Doğu’daki hegemonik etkisini sürdürme hedefi vardır. ABD, bölgedeki enerji kaynakları, ticaret yolları ve askeri üsler üzerinden Batı dünyasının çıkarlarını korumayı amaçlamıştır. Bu çerçevede İran, hem bölgesel bir hegemon aday olarak hem de ABD stratejisine karşı bir güç olarak görülmüştür.
Son dönemde, ABD’nin yeni güvenlik stratejileri İran’ı ve İran destekli milis ağlarını, özellikle Hizbullah, Hamas ve Şii gruplar üzerinden bölgesel istikrarın önündeki birincil tehdit olarak tanımladığı bir yönelim ortaya çıkmıştır. Bu anlayışın etkisiyle, ABD ve İsrail ekseni, İran’ın jeopolitik etkinliğini kırmaya yönelik askeri ve diplomatik adımları artırmaktadır.
İran’ın Çöküşü ve BOP’un Nihai Hedefi
BOP’un uzun vadeli hedeflerinden biri olarak görülen eşik, İran’ın bölgesel nüfuzunun kırılmasıdır. Zira ABD’nin proje mantığına göre, İran:
Bölgedeki direniş ağlarını yapılandırarak İsrail ve Batı karşıtı aktörlere destek vermekte,
Mezhep temelli bir etki alanı oluşturarak Orta Doğu’yu daha istikrarsız hâle getirmekte,
ABD’nin stratejik ittifaklarını zayıflatmaktadır.
Dolayısıyla BOP’un nihai hedefi, İran’ın zayıflaması sayesinde Orta Doğu’daki direniş eksenini kırmak ve bölgeyi Batı politikalarının tam hâkimiyet alanı haline getirmektir.
İran Çökerse Bölge Düşer
Bölge dinamiklerini BOP perspektifiyle birleştirerek açık bir şekilde ortaya koyar:
İran’ın çöküşü, BOP’un nihai jeopolitik hedefini gerçekleştirir.
Bundan sonra, Orta Doğu’nun Batı merkezli yeni bir mimariye dönüştürülmesi daha hızlı ve kalıcı hâle gelir.
İran’ın dolaylı etkisinin ortadan kalkması, Gazze’deki ve Lübnan’daki direniş odaklarının zayıflamasını tetikler.
İran’ın askeri, lojistik ve siyasi desteğinin kesilmesiyle Hamas ve Hizbullah gibi güç merkezleri güç kaybeder; Batı destekli siyasi aktörler öne çıkar.
Bölge, uzun vadede ABD–İsrail eksenine daha doğrudan entegre olur.
Mevcut ABD politikaları, İran karşıtı unsurları hedef alarak BOP’un ideolojik ve stratejik vizyonunu uygulamaya koymaktadır. Bu süreç, İran’a bağlı aktörlerin kontrollerinin kırılmasını hedeflemektedir.
BOP’un hedeflediği yeni Orta Doğu düzeni kurulmuş olur.
Bu düzenin özellikleri, Batı ile daha uyumlu siyasi yapılar, enerji kaynaklarının Batı merkezli kontrolü ve İran benzeri egemen güçlerin geri plana itildiği bir yapı şeklindedir.
BOP Perspektifinin Mantıksal Çıktısı
BOP, ilk ortaya atıldığında “demokrasi ve modernleşme” söylemleriyle tanıtılmış olsa da pratikte ABD’nin bölgesel çıkarlarını güvence altına alma stratejisidir. Bu çerçevede İran’ın çöküşü, proje hedeflerinin gerçekleşmesi anlamına gelir:
Direniş eksenini kırmak,
Bölgeyi Batı ile uyumlu siyasi yapılarla yeniden şekillendirmek,
Enerji politikalarını Batı çıkarları doğrultusunda düzenlemek.
Bu bakış açısıyla “İran düşerse Orta Doğu düşer” yargısı, BOP’un ideolojik ve jeopolitik hedefiyle doğrudan örtüşür. İran’ın çöküşü, Gazze ve Lübnan’ın direniş ayaklarının söndürülmesi ve bölgenin Batı politikasına tamamen entegre olmasıyla sonuçlanır. Bu, BOP’un nihai mantığıdır: Orta Doğu’yu Batı merkezli bir güç dengesi içine hapseden yeni bir siyasi düzendir.
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
