menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SÖZÜN SİHİRLİ GÜCÜ

12 0
03.05.2026

Cemil Meriç, “Şiir milletlerin çocukluk dilidir. Olgunlaşan medeniyetlerin ifadesi ise nesirdir. En güç ve en kâmil ifade vasıtası nesir; şiir, imkânlarını el yordamıyla arayan düşüncedir.” diyor, Ergun Göze’yle yaptığı bir mülakatta. Bu söze karşılık Mehmet Kaplan ise “Nesir insan ruhuna yaklaştıkça şiirleşiyor. Bunun en güzel örneğini modern roman ve tiyatroda görüyoruz. Şiir, modern roman ve tiyatroda eski çağlardaki kadar mühim yer tutmaktadır.” diyor. Kaplan’a göre, insan bu devirde de kendi ruhunu keşfediyor: “İlim insanın dışındaki kâinatın kanunlarını bildirir, şiir içindeki kâinatın.”

Cemil Meriç’in sözlerinde hakikat payı yok değil. Çünkü şiir milletlerin hayatında nesirden önce vardı. Hikayeler, romanlar bugün anladığımız manada ortaya çıkıncaya kadar dilin ve düşünce imkanlarının daha fazla gelişmesi gerekti. Batı tarzında ilk romanlardan kabul edilen Cervantes’in Don Kişot’u 17. yüzyılın başlarında yayımlanmıştır. Başlangıçtan bugüne şiir eski önemini yitirmiş olsa da söyleyiş ve biçim özellikleri farklı bir değişim kazanmış olsa da varlığını devam ettirmektedir.

Destanlar döneminden beri Türk toplulukları arasında gezerek haber ve bilgi akışını sağlayan, destanlar düzenleyip şiirler söyleyen ozanların toplum içinde itibarlı bir yeri vardı. Bir şaman gibi gizli güçlere sahip olduğuna inanılan ozanlar, Türklerin İslâmiyet’i kabul etmesinden sonra da “âşık” kimliği kazanarak saz şairi veya halk şairi diye anılmışlar, eski dönemlerdeki görevlerini devam ettirmişler, obadan obaya, ilden ile bilgi ve haber taşımışlardır.

İslâm öncesi Arap toplumunda da şairin çok önemli bir yeri vardı. Şairi olmayan kabile değersiz sayılırdı. Düşman kabileyi yerip kendi kabilesinin üstün niteliklerini dile getiren şair, kabilesi için yegâne güç kaynağıydı. Şairlerin tabiat üstü bir kaynaktan bilgi aldıklarına, hatta ilham veren cinlerinin bulunduğuna inanılırdı. Şair kendi kabilesinin sözcüsü, savunucusu, bazen de başkanı olur, kabileler arası savaşlarda kendi mensuplarına moral verirdi. [1]

“Hz. Peygamber’in hayatında şiir önemli bir yer tutmaktadır ve şiirle ilgili söylenmiş birçok sözü bulunmaktadır. Onun hayatında şiirin yerine baktığımızda üç farklı düzeyde karşımıza çıkmaktadır. Günlük hayatında yeri geldikçe beğendiği kimi beyitleri terennüm etmiş ve söyletip dinletmiştir. Savaşlar esnasında bir silah olarak şiirin kullanılmasına oldukça önem verdiğini görürüz. Bu hem müşrik şairlerin hicivlerine karşı savunma ve eleştirme, hem de Müslümanları cesaretlendirme şeklinde görülür. Savaş olmadığı zamanlarda ise şiir vakit geçirme ve muhabbeti artırma amacı olarak söylendiği gibi hikmetli sözleri yayma ve öğretme amacıyla söylenmektedir. Hz. Peygamber’in şiire karşı tutumu olumlu olup sadece İslam’a, onun getirdiği inanç sistemine, kendisine ve Müslümanlara saldıran şiirler ile haramları teşvik edip öven şiirleri uygun görmemiştir.” [2]

“Mümin hem bedeniyle hem kılıcıyla hem de lisanıyla cihat eyler. Nefsim kudreti elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki sizin onlar hakkında söyledikleriniz ok atmak........

© Mir'at Haber