GÖK EKİNİ BİÇMİŞ GİBİ
GÖK EKİNİ BİÇMİŞ GİBİ
Art arda gelen okul saldırıları herkesi derinden etkiledi. Fatma Nur Çelik hocamızın kaybının acısı daha tazeyken Urfa’da gerçekleştirilen bir başka silahlı saldırı haberi ve en son Kahraman Maraş’ta katledilen öğrencilerimiz ve öğretmenimiz için yüreklerimiz yandı. Artık bu son olsun, diyoruz, geleceğimizin mimarı öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve de sağlık çalışanlarımıza yöneltilen şiddet haberlerini duymak istemiyoruz. Umarım gereken güvenlik tedbirleri en kısa zamanda hayata geçirilir ve eğitim sistemimizin aksayan yönleriyle ilgili düzenlemeler yapılır.
Yunus “Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm / Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi” diye tarif ediyor genç ölümünü. Bizler de Yunus gibi, gelecek vadeden fidanlarımızın hayattan koparılmasına kıyamıyor, derin bir teessür duyuyoruz. Kaybımız büyük, her biri milli servetimiz olan gençlerimiz ve bin bir emekle yetiştirdiğimiz kıymetlerimiz, bir çırpıda katlediliyor. Onlarla beraber beklentilerimiz, ümitlerimiz, hayallerimiz de yok olup gidiyor.
Bu elim hadise herkesi üzmekle kalmadı bir de panik havası oluşturdu. Çocuğu olanlar, olmayanlar kaç gündür olayın etkisi altında endişelerini yenemiyorlar. Zaten bu tarz olayların amacı da bir güven krizi yaşatıp toplumun enerjisini düşürmek değil mi? Doğal olarak kaybettiklerimizin yasını tutacağız, sevdiklerimiz için endişeleneceğiz, ancak bir yandan da benzer acılarla karşılaşmamak için yaşadığımız krizleri doğru okuyup anlamlandırmaya çalışacağız. Sebebi hikmetini bulabilirsek krizlerimizi de fırsata dönüştürebiliriz, gençlerimizin ve ülkemizin geleceğini kurtarmaya yönelik faydalı adımlar atabiliriz, diye düşünüyorum.
Neden düğmeye basılmış gibi art arda okullarda saldırılar gerçekleşiyor? Belli ki birileri sosyal medya üzerinden gençleri suça teşvik ediyor. Sadece sosyal medya mı televizyon programları, reklamlar hepsi aynı telden çalıyor. Bir şiddet kültürü oluşturmak için çok yönlü çalışılıyor. Aileyi yok etmek, dolayısıyla nüfusumuzun azalmasını hedeflemek, gençleri işsiz güçsüz ve ümitsiz bırakmak, kısacası ülkemizin geleceğiyle oynamak bence planlı bir girişimin sonucu. Bu seferki düşmanımız sinsice yaklaşıyor, bizi içten içe tutsak etmeye çalışıyor. Bizleri bir arada tutan değerlerimizi, kutsallarımızı değersizleştirerek varlığımızı, kimliğimizi tehdit ediyor. Karşımızdaki gizli düşmanı tam olarak göremediğimiz için de kendimizi kolayca teslim ediyoruz.
“Hazır ol cenge ister isen sulh u salah” sözü uyarınca iş işten geçmeden bizi içten içe kemiren düşmana karşı uyanık ve tedbirli olmalıyız. Düşman nasıl çalışıyor? Keyif bağımlısı yapıyor. Hayatta ulaşılması gereken hedefin, yalnızca kaba doyumların peşinden koşmak olduğunu örnekleyen mesajları, birçok kanaldan topluma iletiyor. Bencil, tüketici, haz odaklı, doyumsuz ve........
