BİR ERDEM OLARAK CÖMERTLİK
BİR ERDEM OLARAK CÖMERTLİK
Bu hafta cömertlik üzerine yazmamı arzu eden arkadaşımın isteği, konu seçimimde bana yardımcı oldu. Cömertliğin erdem yönü üzerine düşüncelerimi, birikimlerimi ve gözlemlerimi yeniden gözden geçirdim. Yazıma, konuya daha geniş bir çerçeveden bakarak bilinenlerin ötesine geçme niyetiyle başladım.
Cömertlik milletçe çok iyi bildiğimiz, önem verdiğimiz, hatta millî bir özelliğimizdir. Kelimenin anlamı Kubbealtı sözlüğünde “cömert olma durumu, eli açıklık, sehâvat, semâhat; verimlilik olarak geçiyor. Farsçadaki “cuvānmard” kelimesinden dilimize geçmiştir. Farsça “civan” (genç/delikanlı) ve “mert” (yiğit/adam) kelimelerinin birleşimiyle oluşan civanmert; mert yaradılışlı, yüce gönüllü, cömert, yiğit, eli açık genç/erkek anlamlarına geliyor. “Civanmert” kelimesi taşıdığı anlamla birlikte Türkçenin sesine uyarak “cömert”e dönüşmüştür.
Bugün cömertlik kavramı daha çok sahip olduğu zenginliği paylaşmaktan çekinmeyen, eli bol, gönlü bol insanların bir özelliği olarak görülüyor. Aslında cömertlik, sadece maddî imkânların paylaşımı değildir; bilgi, sevgi gibi manevî imkânların da karşılık beklenmeden, gönüllü ve içtenlikle başkalarıyla paylaşılması erdemidir. Cömert kişiler, harcamalarında fakirlik korkusuyla hareket etmedikleri için yiğittirler; başkalarının gönlünü görmek tarzında duyarlılıkları olduğu için de yüce gönüllüdürler ve bütün bu güzel vasıfların özünde gösterişten uzak oldukları için de onay bağımlılığından özgürleşmiş, düzgün, asil karakterli kişilerdir. Böyle yaratılışa sahip olan kişiler cömertlik vasfını bir erdem olarak üzerlerinde taşıyan kimselerdir. Cömertlik de derece derecedir bu saydığımız vasıfların bir kısmına sahip olanlara da cömert denilebilir.
Cömertlik, yaratılışla gelen bir özellik midir yoksa eğitimle sonradan kazanılan bir huy mudur? Karakterin oluşumunda genetik yapı ne kadar önemliyse çevresel faktörlerin de aynı oranda önemli olduğunu yapılan araştırmalara dayanarak söylemek mümkün:
“Yetişkinlerde görülen aç gözlülük ve oburluk gibi hallerin bebeklik devresindeki tatminsizlik ve hayal kırıklıklarının bir sonucu olabileceği düşünülmüş ve bazı psikologlar bu sorunu incelemek üzere Yeni-Gine’de ve Orta Avustralya’da bulunan ilkel topluluklar üzerinde araştırmalar yapmışlardır. Yeni-Gine’de bulunan “Arapesh-Arapeş” kabilelerinin fertlerinin saldırgan, zalim, sabırsız, kavgacı ve aynı zamanda obur ve aç gözlü kimseler olduğu görülmüştür. Ekonomik durumlarına bakıldığı zaman yiyeceklerinin bol olduğu, herhangi bir kıtlıkla karşılaşmadıkları müşahede edilmiştir. Buna karşılık Orta Avustralya’da bulunan “Pitcnhentera-Piçentera” kabilelerinin fertlerinin yumuşak, iyimser, sabırlı ve aynı zamanda tok gözlü kimseler olduğu görülmüştür. Ayrıca bu tok gözlü kimselerin ekonomik........
