ÖLÜME KOŞARKEN ÖLÜMÜ DIŞLAYARAK YAŞAMAK
ÖLÜME KOŞARKEN ÖLÜMÜ DIŞLAYARAK YAŞAMAK
Ana rahminde oluşumumuz bir mucize, insan haline dönüştürülmemiz bir mucize, doğumumuz da öyle. Dahası, milyarlar içindeki suret ve siret farklılığımızla oluşan özgünlüğümüz apayrı bir mucize.
Bizden önce süresini yalnızca Allah’ın bileceği dönemler geçti. Bizden sonra da geçecek.
Ölüm Kaderimize Bağlıdır
Haddini aşan tıp uzmanları ilim adına ’uzun yaşam sebepleri’ diyerek kendilerini kandıradursun, ölüm mukadderdir. Herkes kendisi için belirlenen süreyi yaşar. Aynı beslenme ve eğitim düzeninden geçen aile bireylerinin yaşam sürelerinin farklılığını hiç düşündük mü?
Uyku da Bir Tür Ölümdür
Uyku bir tür ölümdür. Her gece ölüyoruz. Uykuya daldın mı artık ha cumhurbaşkanısın ha temizlik işçisi, fark etmiyor. Sabahları uyandığımız gibi inançlarımız ve yaşamımıza göre oluşacak özel kabrimizde de ilk sorgudan geçirilmek üzere uyandırılacağız. Böylece yeni ve ebedi yaşamın ilk evresini yaşamış olacağız.
Bütün evreleriyle ölüm sonrası, Allah’ın kitabı Kur’ân’da yazılı. Okuyup kendimizi tanımamız, anlamlandırmamız ve ölüm ötesi ile amaçlandırmamız için bize akıl ve iç gözü (basiret) de verildi.
Ölümden Kaçarken Ölüme Yaklaşmak
Hakikatini yalnızca Allah’ın bildiği nefsimiz/ruhumuz bedene alıştırılmış. Ölümü sevmiyoruz, üstelik yok oluş anlamına gelen ölümü de öldürmek istiyoruz. Çünkü ebedi yaşam için yaratıldık. Böyle iken yapabildiğimiz tek şey ölümden kaçmaya çalışmak. Kaçmak da nereye kaçılacak, kaçtıkça yaklaşıyoruz.
“Onlara de ki: “Ne yaparsanız yapın, Süreyya yıldızına dahi........
