ALLAH’IN YASASINA GÖRE FAİZ SUÇ, FAİZCİLER SUÇLUDUR
ALLAH’IN YASASINA GÖRE FAİZ SUÇ, FAİZCİLER SUÇLUDUR
Prof. Dr. Kutluk Özgüven hocamızın Mirat Haber’deki “Riba Toplumunda İslam Olmaz” başlıklı yazısı şöyle bitiyordu:
“Faiz en büyük toplumsal suç. Allah’a ve elçisine savaş açmak. Faizi kaldırmak, özgürlüğümüze kavuşmak. Faizi kaldırarak onun yerine farklı bir sistem kurarak İslam toplumunu yeniden ihya etmek istiyoruz. Ancak faiz dereceli olarak kalkmaz. Resulullah faizi dereceli olarak kaldırmamıştır. Bir anda bıçak keser gibi tek seferde kaldırmıştır. Bu son görevinin ardından da Hakk’a teslim olmuştur.”
“Faiz en büyük toplumsal suç. Allah’a ve elçisine savaş açmak. Faizi kaldırmak, özgürlüğümüze kavuşmak. Faizi kaldırarak onun yerine farklı bir sistem kurarak İslam toplumunu yeniden ihya etmek istiyoruz. Ancak faiz dereceli olarak kalkmaz. Resulullah faizi dereceli olarak kaldırmamıştır. Bir anda bıçak keser gibi tek seferde kaldırmıştır. Bu son görevinin ardından da Hakk’a teslim olmuştur.”
Hocamızın yazısını okuyunca biz de yaptığımız çalışmayı sunma gereğini duyduk.
“Aşağıdaki makalede açıklanan hükümler, ilkel seküler/laik bir toplumda değil, Kur’ân ve Sünnet yasalarına göre yapılandırılmış medeni bir toplumda uygulanabilir kurallardır.” kaydını koyarak başlayalım.
Şanı yüce olan Rabbimiz Mekkî Rûm sûresinin 39. âyetinde faizi yermiş, Medenî Âl-i İmrân sûresinin 130. âyetinde bileşik faizi yasaklamış ve Bakara 275 ile de faizi tüm türleri ile haram kılmıştır.
Rabbimiz, haram kılındığını bilerek faizli işlemleri sürdürenlerin Cehennem azabı ile cezalandırılacaklarını da bildirmiştir. (Bakara 275) Ancak âhiret cezasıyla yetinilmemiştir.
İslâm dinine gerçekten inanılıyor/güven duyuluyorsa faizli işlemlerin bırakılması gerektiği, aksi takdirde kendilerine Allah ve Peygamberi tarafından, bir diğer anlatımla İslâm Düzeni tarafından savaş açılacağı bildirilmiştir. (Bakara 275, 278–279)
İSLÂM TOPLUMUNDA FAİZ YASAKTIR
Peygamberimiz bu âyetlerin çizgisinde yönettiği İslâm toplumunda faizi müminlere yasakladığı gibi egemenlik alanı içindeki gayrimüslim topluluklara da yasaklamıştır. Mesela Necranlılar ve Taiflilerle yaptığı anlaşmalarda faizli işlemler yapılmayacağı şartını koymuş, bu yasağı ihlal edeceklerin yapılan sözleşmelerin sağlayacağı dokunulmazlıklardan yararlanamayacakları açıklanmıştır.
(Hz. Peygamber İslâm uyruğunda bulunmayanlara ribayı/faizi terk etmeleri gerektiğini teklif etmediği hâlde, İslâm’ın zimmetini kabul eden Necran Hristiyanlarına riba yememeleri gerektiğini ve riba yedikleri takdirde zimmetin sağladığı haklardan mahrum olacaklarını bildirmek üzere onlara söz vermiş ve onlara “Ya ribayı terk edersiniz ya da Allah ve Resûlü’nden harp açılacağını bilmiş olursunuz.” denilmiştir. (Hamdi Yazır, 212, Hak Dîni Kur’ân Dili, Bakara 2/279. Ayrıca bk. M. Hamidullah, İslâm Peygamberi, madde 1029.)
Taifliler diğer bazı şartların yanı sıra faize izin verilmesi koşuluyla Müslüman olacaklarını bildirdilerse de bu şart Peygamberimiz tarafından kabul edilmemiştir. (T. D. Vakfı İslâm Ans., 39/445.))
Yukarıda değinilen Bakara sûresinin 279. âyetinde, “Eğer faizli uygulamayı bırakmazsanız Allah’ın ve Elçisinin (İslâmî Düzen’in) size harp/savaş açacağını bilin…” buyrulmaktadır.
Hac 39, Nisâ 91 ve Bakara 190’da açıklandığı üzere, Kur’ânî düzende savaşa girilmesi ancak savaş açılması durumunda meşru olacağı için faiz sistemini kurup yaşatmak savaş ilan etmektir. Bu sebeple Bakara 279, “Savaş açtığınız için size savaş........
