menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜRKİYE F-35’İ NE YAPACAK?

223 0
latest

TÜRKİYE F-35’İ NE YAPACAK?

Bugün dünden daha zor. Daha şimdiden, dün bir bugün iki, Avrupa Parlamentosu TSK’nın Kıbrıs’tan derhal çekilmesini istiyor. Bir belaya çattık ki hayata kurmuş pusu. Yarın bakarsınız Suriye ya da Irak’taki işgalci askeri üslerden Türkiye’ye, üzerine İran bayrağı ya da Farsça ifadeler yazılmış 2-3 füze fırlatılır sahte bayrak operasyonu ile; ve tabii Malatya, Adana ve Konya’daki NATO’nun erken uyarı sistemleri ile Doğu Akdeniz’deki ABD donanması savunma sistemi tarafından fark edilip Türkiye topraklarında düşürülür. Biz de teşekkür ederiz. Trump bu, “Dostum Türkiye’ye saldırdın, ben de senin füze rampalarını vuracağım” der. Eee, dostluk bunu gerektirir!. İncirlik’ten kalkan uçaklar İran’daki askeri tesisleri vurur. Bir NATO ülkesi saldırıya uğramıştır, ABD de ittifak kuralları gereği bu desteği sağlayacaktır. Trump bu operasyon ile Türkiye’yi ve NATO’yu test edecektir. Bu şekilde NATO’yu İran’a karşı kendi yanında harekete geçirmeye çalışacaktır.

Bu arada S-400 de başımıza bela oldu; ne kullanabiliyor ne satabiliyoruz! Bana kalırsa taraflar bizi köşeye sıkıştırıp bakalım ne yapacak diye izliyorlar.

Bu İran ve Ukrayna meselesi, yeni bir “Breslau ve Goeben vakası”dır. Bu iki Alman zırhlısının adını Midilli ve Yavuz’a çevirip askerlerin şapkalarını denize atıp fes giymelerini, Osmanlı bayrağı ile Kırım/Sivastopol’u bombalamasını hatırlatıyor bana. Eğer Trump’ın bu planı tutarsa NATO bir bütün olarak 3 cepheden Rusya’ya saldıracaktır. En büyük cephe ülkesi Türkiye olacaktır. Ve sonuçta da Türkiye 2 cepheden saldırıya uğrayacaktır, Allah korusun!.. Trump sadece Golan’ı değil, Arz-ı Mev’ud’u istiyor; onu İsrail’e hediye ederek kendi misyonunu güçlendirmek istiyor.

Trump, 5 F-35, 20 KAAN uçak motoru için “tamam” demişti. Trump bu, daha sonra verdiği sözü unuttu; giderken “Bakalım, daha kararımı vermedim” dedi. Şara ile konuşurken, “Golan İsrail’indir” dedi. Kimseden “çıt” yok. Derin bir sessizlik! Hani Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyorduk, ne oldu? Trump’ın ipi ile kuyuya inilmez, verdiği söze güvenilmez. Onun dostluğu da yalan bir dostluktur. Türkiye’yi hedef alan ve savunma sanayii yaptırımları olan CAATSA’nın kaldırılacağını duyurmuş, bizimkilerin pedofilik, satanist, Siyonist Trump’a dua etmediği kaldı. “Dostum Erdoğan, dostum Trump”. İlk gün boyu bunu duyduk. Malum medya bunu tekrarlamaktan bıkmadı. Biraz davul tozu, biraz minare gölgesi ile geldik gidiyoruz… Bana kalırsa Ayasofya yürüyüşü toplumdaki zirve şokunun sancısını dindirmez. NATO’ya “ordumuzu göreve hazır” dedik, Trump’a “Körfez’deki mayınları temizleyelim“ dedik; o bununla yetinmedi. Daha fazlasını istedi. Gazze, Filistin, Lübnan konusunda ağzımızı açmadık ama o “nadir elementleri” de istiyor. Başka talepleri de var!?

Yahu, bu adamların huyu bu. Verilen sözlerin bir değeri yok. İlişkiler pamuk ipliğine bağlı. Dün Zarrab olayından dolayı Halkbank davasında Türkiye’ye yıllarca mobbing uygulamadılar mı? Trump bunu istiyormuş, Netanyahu buna karşı çıkıyormuş. Bu bir taktik. İsrail’e rağmen verilmiş bir kararmış gibi Trump’a itibar kazandırırken, Trump da Türkiye’ye, “Siz de İsrail’i kızdıracak şeyler yapmayın” demesi için zemin hazırlanmış oluyor.

Ve tabii, bu şekilde Türkiye’nin savunma gücü F-35’lerle taçlandırılmış ve ABD, KAAN uçakları için savunma sanayimize destek vermiş oluyor. Zirvenin ilk günü neredeyse tamamen bu “muhabbet” ile geçti. Birileri hâlâ o günleri yâd ediyorlar. İnsaf, susun bari; çünkü konuştukça batıyorsunuz.

Fark ettiniz mi bilmem; mehteran kırmızı, askerler mavi / turkuvaz karışımı bir renklerle Amerikan bayrağına benzer bir seremoni kuşağı oluşturdular. Türk ordusu NATO’nun bir parçası, yetmedi mehteri de ona ekledik. BOP ve NATO........

© Mir'at Haber