SİYASETTEN NEFRET ETTİRDİLER!
SİYASETTEN NEFRET ETTİRDİLER!
Siyaset ya da politika… “Siyaset” Arapça “s-w-s” kökünden türetilen bir kavramdır. Bu kavram “at bakıcılığı, seyislik, terbiye etme ve bir hayvanı ya da sürüyü gütme, idare etme/yönetme” anlamına gelir. Bu kelime buradan “devleti idare etme, bir toplumu yönetme ve işleri yoluna koyma” anlamlarına dönüştürülmüştür. Arapçada bir hayvanın ehlileştirilmesi, terbiye edilmesi ve güdülmesi anlamına gelir.
Yahudiler, Müslüman tebliğcilere, “Siz gidin, sizin çobanınız gelsin, onunla konuşalım.” anlamına gelen bir şeyler söylemişlerdi. Bunun üzerine Bakara 104. ayet nazil oldu ve orada denildi ki: “Ey iman edenler! ‘Râinâ’ demeyin; ‘unzurnâ’ deyin ve iyi dinleyin. Kâfirler için elem verici bir azap vardır.” “Bizi güt demeyin, bizi gözet.” uyarısı yapıldı. Evet, “Her çoban sürüsünden mesuldür.” ama ne yöneticilerimiz bizim çobanımız ne de toplum onların güttüğü bir sürüdür. Allah (c.c.) böyle buyursa da halimiz malum. Din adamları, devlet adamları, örgüt liderleri hem kendileri ilahlık ve rablik taslıyor hem de onlara tabi olanlar, onları idolleştirerek ilahlık ve rablik konumuna yükseltiyorlar. Yasalar, eğitim, medya, algı yöneticileri ve kanaat önderleri üzerinden toplumu güttükleri de bir gerçek.
Halkın inancı ve iradesi dışında onlar üzerine hüküm koymak, İslam’da “ilahlık”, onları terbiye etme iddiası ise “rablik” iddiasıdır. Bizim ilahımız ve rabbimiz birdir ve o da Allah’tır (c.c.). Biz din ve devlet adamlarını da ilah ve rab edinmeyiz. Tevbe 31’de açıkça belirtildiği gibi, Allah’tan başka kimseyi, din adamı ya da devlet adamı, ya da devletin bizzat kendisi, o her kim ise onu ilah ve rab edinemeyiz!
Politika “Polis” kelimesinden türetilmiştir. Bugün bizim “polis” dediğimiz kişiler “şehir düzenini sağlamakla görevli kolluk kuvvetlerinin adı”dır. Mesela “Konstantinopolis” derken, aslında “Konstantin Şehri” demiş oluyoruz. Yani “Polis” kelimesi bir diğer anlamda “şehir”, yani “Medine” demektir. Bu kelime İonia halklarının dilinde “kent, şehir” veya “şehir devleti” anlamında kullanılmaya başlandı. Mesela bu anlamda “Polites” “şehir devleti”nde yaşayan, hak ve sorumlulukları olan “yurttaş” demektir. “Politikos” vatandaşlara ait, şehre ve/veya devlete dair olan her şeyi kapsayan sıfattır. “Ta Politika” Aristo’nun “Politika” isimli eserinde bu kavram, ideal devlet şekillerinden bahsedilirken “devlet işleri”, “şehre ilişkin meseleler” veya “kamu ile ilgili faaliyetler” anlamında kullanılır.
Siyaset doğuda seyislik örneği üzerinden “idare etmek ve terbiye etmek” şeklinde anlamlandırılırken, politika batıda “yurttaşların şehir devletini yönetme işi” üzerinden kavramlaştırılmıştır. Bu anlamda politika siyasetten daha derinlikli bir anlama sahiptir.
“Raina ve Unzurna” kavramları, adalet, rıza, barış, kişilerin ve toplulukların mal, can, namus, akıl-inanç ve nesil emniyetleri, istişare ve şura, ehliyet ve liyakat İslami bir yönetim sanatının olmazsa olmazlarıdır. Raina ve Unzurna ve diğer kavramlar aslında “ulul emre itaat”in sınırlarını ve çerçevesini belirler. Kişi iradesini yok sayan, onu “musalla taşındaki bir meyyit”e benzeten “sınırsız ve mutlak itaat”, “ilahlık ve rablik” anlamına gelir. Aynı şekilde “satın alma” kökünden “biat”, cenneti satın almaya yönelik bir eylem için sözleşme/ahitleşme/ahiret kardeşi olma iradesinin beyanı anlamındadır. Yoksa birinin bir başkasına itaat sözü değil. Birlikte verilen söze, birlikte itaat yükümlülüğünü ifade eder. Biat alınma ve verilme, aslında karşılıklı yükümlülükler bağlamında “biatlaşma” anlamına gelir.
Siyaset eden kişi, “siyaseten katl” kararı ile aslında önce kendisi “adaleti katletmiş” olur. Bizim geçmişimizde, “siyaset meydanı” “adam asılan yeri”, “siyaset etmek” “adam öldürmeyi”, “siyasetgah” “idam sehpası”nı, “siyaset gömleği” idamlıklara giydirilen gömleği” ifade eder.
“Takiye” kişinin zalim bir yönetim ya da eşkıyaların mal, can, namusuna yönelik tehditlerle bir şeyi inkâr ve ikrar etmesini istemeleri hâlinde, onların isteklerini yerine getirmek için, bu şekilde bir mazarratın........
