NATO’YA “HAYDİ GELDİĞİNİZ YERE” DERKEN!
NATO’YA “HAYDİ GELDİĞİNİZ YERE” DERKEN!
Geldiler gidiyorlar. Karşılama töreni ve ikramlar konusunda, her zaman olduğu gibi “itibardan tasarruf edilmemiş”ti. Zirvede İran, Ukrayna, Grönland konuşuldu ama kimsenin aklına Gazze, Filistin ve Lübnan gelmedi. “Ortadoğu” diye bu konu geçiştirildi. Zirvenin en yakıcı gerçeği bu! Bu arada Erdoğan’ı İran konusunda Trump teskin etmiş. Erdoğan da füze saldırılarının engellenmesi konusunda teşekkür etti bu arada. Hatta Konya ve Malatya’ya konuşlandırılan hava savunma sistemleri için de teşekkür etti.
Zirveden üç önemli sonuç çıktı: Birincisi, Türkiye NATO’da ABD ile birlikte hareket edecek. İkinci sırada İngiltere var; iki ülke arasında savunma alanında özel bir iş birliği anlaşması imzalandı. Üçüncü sırada ise NATO’nun diğer ülkeleri yer alıyor.
Türkiye NATO’nun en borçlu ülkesi, tabi ABD’den sonra. ABD’nin borcu dolar dolandırıcılığı ile ilgili tabi. Bizimkisi reel borç. Türkiye NATO ülkeleri arasında enflasyon açısından birinci sırada. Faiz yükü de belimizi büküyor, sesimizi kısıyor. “Borç alan emir de alır” derler ya, o zaman “hayır diyebilen bir ülke” olamıyorsunuz. Dostlarınıza böylesine bağlı olunca, onlar himmet etmezse uçaklarınızı bile uçuramıyorsunuz. Ah dostum ah! “Allah’ın dostlarını dost edinmedikçe” nasıl kurtulacağız ki bu İnsin Şeytanlarının dostluk yalanlarından. Onlar “dost” gibi yaklaşıp aslında bizi kullanmak için bize yaklaşıyorlar. “Islah edicileriz” diye gelip, bozgunculuk yapıyorlar. Kendi dostları ile baş başa kalınca da, “biz onlarla eğleniyorduk” diyorlar. Açık bakın kitaba!
NATO’cular ülkelerine dönerken, şimdi Ankara’nın gündeminde “15 Temmuz” var. Hani şu “Ultra postmodern darbe”. Bir yandan daha 15 Temmuz davaları devam ediyor. Bu sene 15 Temmuz’un 10. Yılı. Darbe 2016’da olmuştu. O günden bugüne ne dönemin genel kurmay başkanı ne MİT başkanı darbe hakkında bir açıklama yapmadılar. O zaman ABD’de Başkan Obama idi. Bilgilerinin bile olmadığını iddia etti. Herkesin bildiği bir darbe konusunda CIA demek ki “Yalancı”, Pedofilik, Satanist Obama’ya bilgi vermemiş! ABD’nin Ankara’daki diplomatik misyonunun İncirlik’ten kalkan Awacs uçağından bile haberi yokmuş demek ki?
Yeni Şafak gazetesi o dönemde eski NATO komutanı John Campbell gibi isimleri “darbenin mimarı” olarak gösterdi; ancak bu iddialar ABD tarafından “saçmalık” olarak nitelendirildi.
ABD’nin Ankara’daki büyükelçisi John Bass’in 15 Temmuz ile ilgili olarak 3 gün sonra şöyle bir açıklama yaptı: “ABD hükümeti darbe girişimini ne planlamış ne yönetmiş ne desteklemiş ne de önceden bilmiştir.” Bizde buna dini anlamda yalancılık, münafıklık, edebi anlamda “Tecahül-i Arif” denir. Bass, kendine göre diplomatik bir dil kullanmıştır herhalde. Ne yani, ABD hangi darbede yok ve hangi darbede ABD bunu itiraf etti ki!
Sahi Mustafa Maltaş, darbeden 6 ay önce Kütahya Valisi Şeref Yılmaz’a darbe ile ilgili hangi bilgi ve belgeleri vermişti de, o da MİT başkanı, başsavcı, emniyet müdürünü çağırıp, bu durumda ne yapılabileceğini istişare etmişlerdi de, daha sonra dosyanın, DDK Başkanlığına gönderilmesine karar vermişlerdi ya. DDK da daha sonra bu bilgi ve belgeleri içişleri bakanı Süleyman Soylu’ya göndermişti. Sahi o bilgi ve belgeler niye mahkemeye iletilmedi? Niye bu konuda tanık olarak Vali Şeref Yılmaz ve iş adamı Mustafa Maltaş’ın bilgisine kimse başvurmadı?
ABD’li yetkililer 15 Temmuz ile ilgili olarak “3 Maymunlar”ı oynuyorlar da Henri J. Barkey o gün Büyükada’daki Splendid Palace Hotel / Halki Palace” de idi. Henri Barkey, eski ABD Dışişleri Bakanlığı çalışanı, eski CIA analisti ve Lehigh Üniversitesinde Ortadoğu uzmanı olarak çalışmalar........
