BU GİDİŞ HAYRA ALAMET DEĞİL!
BU GİDİŞ HAYRA ALAMET DEĞİL!
Ülkemize, bölgemize ve dünyaya bir şeyler yaklaşıyor. Bu hayra alamet bir şey değil.
Her mahallede bir çete, her sokakta sermayesi kadınlar ve erkekler olan fahişeler… Her köşe başında bir torbacı; kimi uyuşturucu satıyor, kimi afrodizyak. Her ev sanal bir kumarhaneye döndü.
70.000’den fazla torbacı varmış cezaevinde. Sektöre (!?) 70.000 eleman, taze kan hazırlanıyor. Uyuşturucuya bulaşmış birine kim kız verir, damat alır ki evlensin; kim iş verir ki çalışsın… Onlar uyuşturucu, kumar, fuhuş, tefeci taifesinin “organize oldukları açık pazarda” kendilerine iş bulacaklardır.
Bana kalırsa 70.000 uyuşturucu kullanıcısını tutuklamak yerine VIP-CIP kategorisinden 70 patronu içeri alsaydınız daha hayırlı bir iş yapmış olurdunuz. Sonuçta bugün gelinen noktada uyuşturucu ile mücadele dedikleri, “elleri ayakları boş değil, tuttukları iş değil”, “Dostlar alışverişte görsün” kabilinden işler. Sektör hızla büyüyor; sentetik uyuşturucularla “yerli ve milli Agarthacılar, yerli ve milli türler” geliştiriyorlar.
İlhami Işık’ın oğlunun başına gelenler bakalım nasıl sonuçlanacak? O çocuk neden, niçin ve nasıl tefecilerin eline düşmüş, aile nasıl habersiz kalmış, o tefeciler kim? Bu tefeci olayının üzerine gidilecek mi? Tefecilerin eline düşen yüz binlerce esnaf var; kim bunlar? Bu tefeciler bugüne kadar kimleri ağlarına düşürmüş, kaç kişiler… Banka bunlara kredi vermiyor, onlar da birilerinin üzerinden aldıkları kredi kartı ile borç alarak borç ödemeye çalışıyorlar. Ellerinde ne varsa satıp savup sonunda tefecilerin kapısını çalıyorlar. Tefecilerle hesap kapatmak için ise bu “kara pazara” ucuz eleman oluyorlar. Kimi daha önce çıkış kapısı olarak kumar oynuyor.
Tefecileri ve onlarla birlikte hareket eden elemanları tutuklayacaksanız Adalet Bakanlığına ek bütçe gerek yeni cezaevleri için. Neyse, bu parayı el koyacağınız tefeci paralarından karşılayabilirsiniz! Eğer bunlara dokunulmayacaksa bunların arkasında VIP-CIP birileri var demektir.
Bakın, faizin her türlüsü lanetlenmiştir. Riba (faiz dedikleri şey) Kur’an-ı Kerim’de kınanmıştır. (Bakara 275-276 / 278-280): “Riba (faiz) yiyenler ancak Şeytan’ın çarparak sersemlettiği kimse gibi kalkarlar. Bunun sebebi onların, ‘Alım satım da ancak riba (faiz) gibidir’ demeleridir. Halbuki Allah alım satımı helal, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Allah’tan bir öğüt erişir de ribayı (faizciliği) bırakırsa geçmişteki kendisinindir, durumunun takdiri Allah’a aittir. Kim de yine ribaya (faizciliğe) dönerse işte bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir. Allah ribayı (faizi) tüketir, sadakaları ise artırır ve Allah hiçbir inkârcı günahkârı sevmez. ‘Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve gerçekten iman etmişseniz ribadan (faizden) kalanı bırakın.’ ‘Bunu yapmazsanız Allah ve Resulü tarafından size bir savaş açıldığını bilin. Eğer tövbe ederseniz, haksızlık etmemek ve haksızlığa uğramamak üzere ana paranız sizindir. Eğer eli darda olan birisi borçlu ise eli genişleyene kadar beklemek gerekir. Şu da var ki, bağışlamanız, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.’”
(Âl-i İmrân 130): “Ey iman edenler! Kat kat riba (faiz) yemeyin. Allah’a itaatsizlikten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Nisâ 160-161): “Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde riba (faiz) almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap........
