VARLIĞIN TEMİNATI VE OLGUNLAŞMANIN ANAHTARI: FARK KAVRAMI
VARLIĞIN TEMİNATI VE OLGUNLAŞMANIN ANAHTARI: FARK KAVRAMI
Giriş: Biricikliğin ve Algının Temeli Olarak Fark
İnsan zihninin varlığı, hayatı ve eşyayı anlamlandırma çabasında üzerinde durması gereken en temel, belki de ilk kavram ‘Fark’ kavramı olmalıdır. Dünyayı algılamak, idrak etmek ve bir şuur düzeyine ulaşmak, ancak farkın doğasını kavramakla mümkündür. Çünkü yaratılışın özünde ‘biriciklik’ vardır; yaratılan her bir varlık, eşi benzeri olmayan bir tekilliğe sahiptir. Bu biriciklik, bir varlığın bir başka varlığa indirgenememesi ve dönüştürülememesi ilkesini içinde barındırır. Bu bağlamda fark, sadece bir ayrım noktası değil, aynı zamanda her şeyin kendi özgünlüğünün ve biricikliğinin üzerinde yükselmesinin en büyük teminatıdır.
Fark, varlığın, yaratılışın, Yaratıcı yaratılmış arasındaki ilişkinin mahiyetini ve yaşam sürecinin her aşamasında kişinin olgunlaşmasına ve meseleleri doğru algılamasına, idrak etmesine ve şuurlu bir zeminde anlamlandırmasına zemin oluşturur. Farkın fark edilmesi, varlığın ne ise o olarak varlık kazandığı zemini doğru anlamaya da imkân sağlar.
Ontolojik ve Epistemik Düzlemde Fark
Fark kavramının ilk ve en sarsılmaz alanı ‘Ontolojiktir’. Bu, Yaratıcı ile yaratılan arasındaki mutlak ve kategorik farkı ifade eder. Yaratıcı tek ve biricikken, yaratılmış varlıklar çoğul bir karaktere sahiptir ancak bu çoğulluk içinde her biri yine kendi biricikliğini taşır. Ontolojik fark, asla birbirine indirgenemez bir mahiyet arz eder ve bu farkı gözetmek; insanı, tabiatı ve geleceği değerlendirirken elimizdeki en temel ölçüdür.
Bu ontolojik zeminin hemen ardından ‘Epistemik’ fark gelir. Bu, ‘ilahi bilgi’ ile ‘beşeri bilgi’ arasındaki mahiyet farkıdır. İlahi bilgi hakikatin mutlak ifadesiyken, beşeri bilgi doğası gereği sınırlı ve eksiktir. İnsan; deney, gözlem veya akli muhakemeler yoluyla elde ettiği bilgilerle mutlak hakikate ulaşamaz; ancak ilahi bilgiyi rehber edindiğinde veya onun “kırıntıları” üzerinden hareket ettiğinde hakikatle bağ kurma ihtimali kazanır. Tarih boyunca felsefenin hakikat arayışı da bu sınırlılık........
