SİSTEM VE SİSTEMATİK DÜŞÜNCE ARASINDAKİ FARK VE SİSTEMATİK DÜŞÜNCE – 1
SİSTEM VE SİSTEMATİK DÜŞÜNCE ARASINDAKİ FARK VE SİSTEMATİK DÜŞÜNCE – 1
Sistem, belirli bir şema içinde kabul edilmiş ilkelere dayalı olarak varlık, yaşam ve bilgi üzerine bir yöntem çerçevesinde bakış geliştirmek ve yaşadığımız ana taalluk eden sorunlara çözüm arayışını işaret eder.
Sistematik ise; sistemleri üst bir şemada tartışılmaz temel ilkeler üzerine bina ederek farklı yöntemler üzerinden farklı sonuçlara çıkabilecek bir zemine açık alan bırakan külli bir bakıştır. Usulleri kendi uhdesinde toplayacak bir usulü içinde taşır. O yüzden kuşatıcı ve yol gösterici bir özellik taşır.
Tarihin akışını değiştirecek ve yeni bir tarih, düşünce ve kültür inşa edebilecek düşünce ancak sistemli bir düşünceyi aşarak sistematik bir zemine çıktığında gerçekleşebilir. Modern düşünce sistemli bir düşünce yapısından kalıcı bir sistematik yapıya geçiş yaparak ve bunu monist bir yaklaşıma dönüştürerek gerçekleştirdi. Cogito/ özne ile akıl ve bilimi üzerine bina edilecek temel ilkeleri ortaya koymuştur. Ve bugüne kadar bu ilkeler kendi geçerliliğini sürdürmeyi başarmıştır. Yani modern düşünce, post modern düşünce ve post hümanist düşünce ve Trans hümanist bakış hep aynı ilkelerden hareketle; yani sistematik bir düşünceden hareketle sistemli bir düşünceye indirgendiği zeminleri işaret eder.
Modern düşüncenin içyapısında birden fazla ekolu bulunmaktadır: Rasyonalizm, Pozitivizm, Pragmatizm ve buna bağlı olarak var oluşçuluk ve benzeri birçok ekol sayılabilir. Ama bütün bu ekollerin ortak ilkeleri temelde aynıdır. Ekollerden biri, varoluşçuluk; kendi içinde üçe, dörde, beşe ayrılabilir. Farklı yöntemlerden oluşan 4 -5 grup olsa bile, onun bile dayandığı temel bir meta üst akıl sistemi vardır Sistemi ele aldığımızda, sistem dediğimiz şey, belirli bir yöntem üzerinden meseleleri değerlendirme çabasıdır. Sistematik ise, bu sistemleri aşan, daha üst bir meta bakış veya yöntem üzerinden hareket etmektir. Tıpkı fıkıh ekollerinde Hanefi veya Şafi gibi farklı dallar olsa da ama üstte ortak bir meta usûl vardır yani sistematik bir yaklaşım vardır: Usul-ud Din…
Sistematik olmadan, sistemlerin kurulabilmesi mümkün değildir. Bir âlim veya entelektüel, sistematik bir yöntem geliştirir ve bu yöntem üzerinden bazı sonuçlara varır. Bu temel bir noktadır; sistem ve sistematik iki ayrı şeydir ve bu ayrımı net öğrenmek gerekir.
Usul-ud Din dediğimiz şey, kuşatıcı ve bağlayıcı bir unsurdur. İlkeleri çok azdır ve tartışılmazdır. Örneğin Allah’ın Zatı hakkında........
