İNSANLIĞIN İÇİNDE VAR OLDUĞU ŞARTLAR…
İnsanlığın içinde var olduğu şartların kendisi insanlığın geleceğini belirleme özelliklerini taşımaktadır. Bu şartları geriletmek veya ortadan kaldırmak için mevcut şartları reddeden bir yaklaşımın genel bir kamuoyu sürecine mebni olarak kabulünün sağlanması ise şartları gereği nerede ise imkânsız bir durumdur. Yeni bir Peygamber gelmeyeceğine göre ve Peygamber varisi olabilecek bir sınıfın oluşumunun bütün şartları ortadan kaldırılmış iken bunu sağlamak ise beyhude bir çaba… Ayrıca mevcut şartlar, kendisine yöneltilen her hareketi değişime ve akamete uğratarak kendi güvenliğini sağlama alma konusunda çok önemli tecrübelere ve tarihsel zemine sahip olduğunu ispat etmiştir…
Dekart ile başlayan modern düşünce, aynı zamanda yeni bir hümanizmanın da kapısını aralamıştır. Bu çerçeve içinde aydınlanmayı iki dönemsel ayrıma tabi tuttukları bilinmektedir. Dekart öncesi ve sonrası olarak betimlenmektedir. Çünkü Dekart öncesi hümanizma, aşkınlık ile bağını muhafaza eden bir hümanizma iken, sonrasında ise bu aşkınlık ile ilişkisi koparılmış, salt kendisi kalmış bir hümanizma olarak öne çıkmaktadır. Yaşadığımız süreçte ise Post Hümanizm ise zaten hümanizmayı aşan ve yeni bir varlık kategorisine yönelen bir yaklaşımı öne çıkarmaktadır. Toplumsal Cinsiyet kavramı ve İklim değişikliği tezleri içinde bu yaklaşım biçimi küreselleştirilmeye çalışılmaktadır.
Mevcut durumda Yapay Zekâ temel bir işlevselliğe sahip olmaya başlamıştır. Bilimsel çalışmalardan, yazarlığa kadar, akademik hayattan, sosyal hayatın düzenlenmesine kadar etkili bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Hatta Yapay Zekâ sanatsal faaliyetlere de başlayarak, edebiyat, roman, hikâye, şiir ve benzeri konularda da ileri safhalara taşınmaktadır. İşlerin kolaylaşacağı bir zeminden insanın gereksizliğine ve anlamsızlığına doğru bir sürecin başladığı gözlemlenebilir olmuştur… Yaşamın her alanında kendisine önemli bir işlev yüklenmiş Yapay Zekâ yaşamı kuşatarak insana nefes alacağı bir zemin bırakmamaktadır. Zaman içerisinde insanın trans hümanizm üzerinden insan makine birlikteliğine süreç içinde de insanı aşan yeni bir türe yönelik bir zemine doğru insanlık sürüklenmektedir.
Modern düşünce, insanı aşkınlık ile bağını kopartacak zemini inşa ederek insanı yeryüzünde bir tanrı gibi tasarımlayarak onu Rabbi ile bağını kopartmasına zemin oluşturarak yalnızlaştırdı ve yabancılaştırdı. Post Modern dönemde ise insanın kendisine ait hakikatini de parçalayarak insana ortaklar koşmaya başladı. İnsan, monist bakış üzerinden tekçi hakikatini kaybetti ve kendine yeni ortaklar bulmaya mecbur bırakıldı. Bu mecburiyet onu yeni arayışlara sürükledi. Parçalanan hakikat, insanın........
© Mir'at Haber
