İslâm ceza hukukuna göre teröristler affedilebilir mi?
İslâm’ın insanın şerefine, haysiyetine ve haklarına verdiği önem, hayatın herhangi bir evresiyle sınırlı değildir. Hayatın her alanını kapsayan, insan onurunu önceleyen, evrensel haklar, İslâm’la birlikte tam ve kâmil manada vücut bulmuştur.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Resulûllah Aleyhisselâtu Vesselâm’ın Hicret’in 10’uncu yılında 124 binden fazla Sahabe’ye irad ettiği “Veda Hutbesi”, insan hakları manifestosudur ve kâmil manada ilk “İnsan Hakları Beyannamesi”dir. Elbette bu beyannamenin temeli Allah-u Teâlâ’nın kitabı Kur’an-ı Kerim’di. Veda Hutbesi, Kur’an-ı Kerim’in farklı yerlerinde, değişik vesilelerle ortaya konulan hükümlerin Resulûllah Aleyhisselâtu Vesselâm tarafından sistematik hale getirip irâd edilmesidir.
Âlemlere rahmet bir peygamber olmasının yanında, karizmatik liderliği, cesareti, doğruluğu, ahlâkı, strateji ustalığı, mükemmel komutanlığı, eğitimciliği, aile reisliği, kısacası insanların en mükemmeli olma vasfıyla Allah-u Teâlâ’nın yeryüzündeki elçisi, bu fâni âleme veda etmeden son kez insan onurunu düşünmüş ve uyarılarda bulunmuştur.
Günümüz insanının kanayan yarası olan zulme karşı da alınacak tavrı en beliğ sözlerle özetleyen Resulûllah Aleyhisselâtu Vesselâm “Sakın haksızlık yapmayın ve zulmetmeyin. Sakın baskı, zulüm ve işkenceye alet olmayın. Sakın zulme boyun eğmeyin. Haksızlığa rıza göstermeyin” buyurmuştur.
İslâm devletinin başkanı, müminlerin lideri, dini ve dünyevi işlerin tanzim edicisi, Allah-u Teâlâ’nın yeryüzündeki elçisi, âlemlerin efendisi, peygamberlerin sonuncusu Resulûllah Aleyhisselâtu Vesselâm, bu âleme veda ederken son tavsiyelerinde insanın “hayat (can), din, akıl, mal ve neslinin” korunmasını teminat altına aldığını hatırlatarak şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddesse, bu........
