İnsanın dört büyük zaafı-ı
Allah-u Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’inde dünya hayatının geçici olduğunu, insanların geçici dünya hayatına kapıldığını “Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve (ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir” (Hadid Sûresi, 20) ayetinde bizlere hatırlatmaktadır.
Geçici dünya hayatına aldanarak zaaflarının esiri olan insanların, sonlu dünya hayatını, sonsuz ahiret yurduna tercih ettikleri, böylece ahiret yurdunun nimetlerinden mahrum kalacakları gerçeğini görmek gerekir.
Gerek yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, gerekse Kur’an-ı Kerim’i tebliğ, tebyin (açıklama) ve uygulanabilirliğini gösterme görevini deruhte eden Resulullâh Aleyhisselâtu Vesselâm, insanoğlunun kodlarını bize hatırlatmakta, iyi ve kötü yönleriyle tanıtmaktadır.
Elbette insanın iyi yönleri olduğu gibi kötü yönleri ve zaafları da vardır. Ruhumuz ve vicdanımız iyi yönlerimizi ön plana çıkartmaya çalışırken, şeytan ve nefis insanın kötü yönlerini harekete geçirmek için uğraşmaktadır.
İnsan, iyi ve kötüye yönlendiren bu faktörlere karşı, Kur’an-ı Kerim’in ve onun en mükemmel açıklayıcı Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in rehberliğinde müstakim bir hayat yürüme iradesi göstermelidir. Ana hedef Allah-u Teâlâ’nın rızası olduğuna göre, önümüzdeki engelleri aşa aşa hedefimize yürümeliyiz. Ancak bu kutlu yolculukta insanın tamah ettiği zaafları olduğunu bilmek ve ona göre hareket etmek gerekir.
Buna göre insanın dört büyük zaafı vardır ki; insanların çoğu bu zaaflara tamah ederek sırf bu yüzden ahiretlerini ziyan etmektedir. Dört büyük zaaftan birisi “Servet” yani mal biriktirme tutkusudur. Zaaflardan birisi “Riyaset” yani makam mevki tutkudur. Yine “Şehvet” yani kadın ya da erkek tutkusu da insanın büyük zaaflarındadır. İnsanın zaaflarından birisi de “Şöhret” yani tanınma, bilinme tutkusudur.
Mezkûr zaafları tamamen izale eden insanın az olduğu malumdur. Bu........
