menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ali Nar Hoca'nın dinlerarası diyalog fitnesiyle mücadelesi

10 0
17.07.2026

Ali Nar Hoca, Dinlerarası Diyalog ve bu fikrin Türkiye’deki savunucularıyla fikir kavgasını hep diri tutmuş; 2006 yılında yayınladığı “Dinlerarası Diyalog Fitnesi” kitabı ve 2008 yılında birlikte çıkarttığımız “Doğru Yorum” gazetesiyle, İslâm’ın tek din olduğu, Yahudi ve Hristiyanlarla diyalog yapılamayacağını savunmuştur. Ayrıca, “Ehl-i Kitap Cennetlik mi?” eseriyle de Yahudi ve Hristiyanların Müslüman olarak Kelime-i Şehadet’in şehadeteyn/iki şehadeti “Eşhedü en la ilahe İllallah” ve “Eşhedü enne Muhammeden abduhü ve Resulüh”ı ikrar (ve tasdik) etmeden asla cennete gidemeyeceklerini delilleriyle ortaya koymuştur. Zira, şehadeteynin ikinci kısmı “nübüvveti” inkâr eden kimselerin, birinci kısmı “tevhidi” ikrar etmesinin hiçbir mana ve ehemmiyeti yoktur.

Ali Nar Hoca, “Dinlerarası Diyalog” yazısında Dinlerarası Diyalog’un neden fitne olduğunu şöyle anlatmaktadır:

Dinlararası Diyalog “fitne” gibi yayılıyor. Maksat, İslâm dünyasındaki dağınıklıktan yararlanarak Müslümanları Peygamberinden ve dininden soğutmak, ümitsizleştirmek.

Bilinmeli ki, Kitabî dinler (veya genel olarak dinler) arası diyaloğ teklifi aslında “bir sohbet, tartışma ve doğruyu seçme” niyeti de değildir: Öyle bile olsa “Kendisini vahye dayalı” olarak tanıtan “üç din” açısından da küfürdür. Çünkü, kendi dininin doğruluğundan şüphelenmeyi işaret eder!

Bu, en yakını 1965 papa-patrik anlaşması sonucu açılan bir kültürel savaşın parçasıdır. Hedef de bütün dünyayı Hıristiyan veya en azından sempatizanı yapmaktır.

Öyleyse nedir, nereden başlar?

Bu fitne, dinlerin birbiri üzerinde hegemonya kurma, sonuçta hepsini lağvedip, kendi otoritesini geçerli kılma gayretidir.

Yahudilik, “İlk kitabî din” olma iddiasıyla, sonrakileri reform ve bi’dat hareketleri olarak görür. “Hepsinin ondan alınmış olmaları” teziyle vazgeçmelerini umar. Ama Tevrat’ın sayılan mevcut muhtevası ise, buna da gerek görmez. Yahudilere göre İsrailoğulları insanlığın efendisi olduğundan (!) ötekilerin bu dine girmesi de mümkün değil, istenmez de.

Hristiyanlar ise, dinlerinin efsane üstüne kuruluşunu gerçek dinsellik telakki ediyor; kanun olarak Tevrat’ı, akıl üstü/sırlılık için İncil’i birlikte alıyorlar. İslâm’ı ise dine karşı bir sosyal isyan ve bid’at olarak tanıyor, onu yok etmeği en kutsal ödev sayıyorlar.

Hâsılı, diyaloğun hedefi “dinlerin birleştirilmesidir” ki, her biri kendinde birlik arzusundadır.

İslâm’a gelince, en müsamahacı dindir. Çünkü “kendinden emindir!” Yani, kitabı........

© Milli Gazete