PKK Suriye’den çıkarıldı mı, yoksa yeni bir görev için başka bir cepheye mi gönderildi?
Bir süredir iktidarın medya sihirbazları aynı hikâyeyi anlatıyordu.
“Türkiye’nin baskısı sonucu PKK Suriye’den çıkarıldı.”
“Terör koridoru dağıtıldı.”
“Büyük bir stratejik başarı elde edildi.”
Zafer söylemleri yapıldı.
Toplumun önemli bir kesimine de bu anlatı kabul ettirilmeye çalışıldı.
Fakat zaman geçtikçe manşetlerin ardındaki gerçekler ortaya çıkmaya başladı.
Geçen hafta bir gazete şu manşeti attı:
“SDG İran’a taşınıyor.”
Aradan birkaç gün geçti.
Bu kez başka bir gazete benzer bir manşetle çıktı:
“Terör kantonu İran’a taşınıyor.”
Yani aynı tablo farklı kelimelerle tekrar edildi.
Açıkça şu söyleniyor:
PKK’nın Suriye’deki uzantıları başka bir sahaya kaydırılıyor.
O halde sormak zorundayız.
Gerçekten dağıtılan bir örgüt mü var? Yoksa sadece görev yeri değiştirilen bir yapı mı var?
Bugün görünen tablo şudur:
İktidarın sihirbazları, PKK’nın Türkiye’nin baskısı sonucu Suriye dışına çıkarıldığı ve İran’a gittiği şeklinde bir algı üretmeye çalıştı. Oysa ortaya çıkan tablo bunun başka bir planın parçası olduğunu gösteriyor.
Çünkü bu yapılar Suriye’den tasfiye edilmedi. Aksine orada belirli bir statü elde ettiler.
Şimdi ise başka bir sahaya yönlendiriliyorlar.
Bölgedeki gelişmelere geniş açıdan baktığımızda tablo daha da netleşiyor.
Irak’ta bir yapı kuruldu.
Suriye’de ikinci ayak oluşturuldu.
Şimdi İran sahasında yeni bir hareketlilik konuşuluyor.
Bu tablo ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:
Acaba bölgede adım adım inşa edilmeye çalışılan dört ayaklı bir Kürdistan projesinin üçüncü ayağı mı hazırlanıyor?
Ortadoğu’da büyük bir gerilim hattı oluştu. İran’a karşı savaş fiilen başladı. Böyle bir ortamda bazı yapıların İran sahasına kaydırılması gerçekten tesadüf olabilir mi?
Yoksa bu aktörler, oluşacak bir kaos ortamında devreye sokulmak üzere mi konumlandırılıyor?
Bu nedenle bugün yaşananları sadece “örgüt yer değiştirdi” diye okumak büyük bir hata olur.
Çünkü mesele bir örgütün bir ülkeden başka bir ülkeye geçmesi değildir.
Mesele, bölgede yürütülen uzun vadeli jeopolitik planların adım adım ilerlemesidir.
Ve en dikkat çekici tarafı da şudur:
Her aşama kamuoyuna bir başarı hikâyesi olarak anlatılıyor.
Suriye’de olanlar “zafer” diye sunuldu.
Oysa bugün ortaya çıkan tablo, sahadaki aktörlerin sadece yeni görev alanlarına kaydırıldığını düşündürüyor.
Bu yüzden artık şu soruyu sormak zorundayız:
Gerçekten terör bitiyor mu?
Yoksa sadece yer değiştirerek yeni görevler mi üstleniyor?
Çünkü Ortadoğu’da haritalar bir gecede çizilmez.
Ama algılar çok hızlı üretilir.
Ve bazen manşetler gerçeği değil, görmemiz istenen hikâyeyi anlatır.
Belki de bütün bunlar sadece tesadüftür. Irak’ta bir yapı, Suriye’de bir statü, şimdi İran sahasında yeni bir hareketlilik… Kim bilir, belki de dört ayaklı bir projenin son ayağı da “terörden arındırılmış ülke” söylemleri eşliğinde hazırlanıyordur.
Elbette bunların hepsi sadece bir ihtimaldir… ama Ortadoğu’da ihtimaller genelde haritalara dönüşür.
