menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kasaba devleti olmadığımız söyleniyordu. Peki bugün ne devleti hâline geldik?

10 0
14.07.2026

Bir dönem Türkiye’nin önüne son derece iddialı bir dış politika vizyonu konulmuştu.

Manşetlerde şu ifadeler öne çıkıyordu:

“Burası kasaba devleti değil.”

“Türkiye artık oyun kurucudur.”

S-400 konusunda ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları çok daha kesindi:

“S-400 konusunu bitirdik.”

“Ortak üretime varıncaya kadar konuştuk.”

“Bizim geri dönüşümüz asla olamaz.”

“Bize böyle bir ahlaksızlık yakışmaz.”

“Kimse bizden tükürdüğümüzü yalamamızı beklemesin.”

“Alışılmış liderlerden değiliz, bunu herkesin bilmesi lazım.”

Bu sözler, sıradan bir seçim meydanında söylenen günlük siyasi cümleler değildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma ve dış politika tercihine ilişkin, en üst makamdan verilmiş kesin mesajlardı.

Millete, S-400 meselesinin kapandığı söylendi.

Rusya ile anlaşmanın tamamlandığı, imzaların atıldığı, geri dönüşün mümkün olmadığı anlatıldı.

S-400’lerden vazgeçmenin yalnızca siyasi bir geri adım değil, aynı zamanda “ahlaksızlık” olacağı ifade edildi.

Aradan tam yedi yıl geçti.

Bugün ise önümüzde bambaşka manşetler var.

S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satılması konuşuluyor.

Başka bir ülkeye gönderilmesi tartışılıyor.

Rusya’ya iade edilmesinin yolları aranıyor.

F-35 programına geri dönebilmek için S-400’lerden nasıl kurtulabileceğimiz üzerine formüller üretiliyor.

Şimdi sormak gerekiyor:

Hani bu konu bitmişti?

Hani imzalar atılmıştı?

Hani geri dönüş asla mümkün değildi?

Hani kimse bizden tükürdüğümüzü yalamamızı beklemeyecekti?

O gün “Burası kasaba devleti değil.” deniliyordu.

Bugün ise milyarlarca dolar ödenerek alınan bir savunma sisteminin hangi ülkeye gönderileceği tartışılıyor.

O gün “Türkiye artık oyun kurucudur.” deniliyordu.

Bugün ise yeniden F-35 programına alınabilmek için Washington’un önümüze koyduğu şartlara uygun çıkış........

© Milli Gazete