menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsrail’in hedefi Gazze ile sınırlı değilse Türkiye’nin planı ne?

13 0
22.08.2026

Gazze’de yaşanan insanlık dramını yıllardır konuşuyoruz. İsrail’in saldırıları sonucu şehirler harabeye döndü, on binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca insan yerinden edildi. Ancak bugün geldiğimiz noktada daha büyük bir soruyu sormamız gerekiyor:

İsrail’in hedefi gerçekten sadece Gazze mi?

Çünkü karşımızda artık yalnızca Gazze’yi bombalayan bir İsrail yok.

Suriye’nin askerî altyapısını hedef alan, Lübnan’a saldırılar düzenleyen, bölgedeki dengeleri kendi güvenlik anlayışına göre yeniden şekillendirmeye çalışan ve başka devletlerin egemenlik alanlarına müdahale etmekten çekinmeyen bir İsrail var.

Son olarak İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin İdlib bölgesindeki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü hedef alması, Türkiye açısından da dikkatle değerlendirilmesi gereken bir gelişmedir.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı saldırıyı kınayarak bunun Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün açık ihlali olduğunu ifade etti.

Elbette kınanmalıdır.

Fakat benim sormak istediğim başka:

Daha ne kadar sadece kınayacağız?

Gazze vuruluyor, kınıyoruz.

Suriye vuruluyor, kınıyoruz.

Lübnan vuruluyor, kınıyoruz.

Uluslararası toplumu göreve çağırıyoruz.

İsrail politikasını değiştiriyor mu?

O halde Türkiye gibi bölgenin en önemli ülkelerinden birinin dış politikası yalnızca kınama açıklamalarından ibaret olamaz.

Ebu Zuhur neden önemli?

Ebu Zuhur saldırısını diğer saldırılardan ayıran önemli bir husus bulunuyor.

Bu defa konu Türkiye’ye çok daha yakından dokunuyor.

Uluslararası basına yansıyan değerlendirmelerde İsrail’in, Türkiye’nin Suriye’de askerî varlığını artırma ihtimalinden rahatsız olduğu ve Ebu Zuhur’un Türkiye tarafından kullanılabileceği ihtimalini tehdit olarak değerlendirdiği belirtiliyor.

Türkiye ise saldırı sırasında veya öncesinde söz konusu üste Türk askerî personelinin bulunmadığını açıkladı.

Ancak asıl mesele bu değildir.

İsrail, Türkiye’nin komşusu olan Suriye’nin geleceğinin nasıl şekilleneceğine müdahale etme hakkını kendisinde nereden buluyor?

Suriye’nin hangi askerî üssünün kullanılacağına, hangi savunma kapasitesine sahip olacağına veya hangi ülkeyle iş birliği yapacağına İsrail mi karar verecek?

Üstelik yıllarca süren savaşın ardından Suriye’nin yeniden ayağa kalkması ve kendi topraklarını koruyabilecek meşru bir savunma kapasitesine kavuşması yalnız Suriye için değil, Türkiye için de önemlidir.

Savunmasız ve sürekli dış müdahaleye açık bir Suriye, Türkiye’nin güneyinde kalıcı bir güvenlik boşluğu anlamına gelir.

Türkiye’nin amacı bölgede yeni savaşlar çıkarmak değil; komşularının toprak bütünlüğünü koruyabildiği, dış müdahalelere açık olmadığı istikrarlı bir bölgesel düzenin kurulmasına öncülük etmek olmalıdır.

Mahmut Arıkan’ın TBMM çağrısı önemlidir

Tam da bu noktada Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın yaptığı çağrıyı son derece önemli buluyorum.

Arıkan, İsrail’in Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne yönelik saldırısının ardından Türkiye Büyük........

© Milli Gazete