menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Donald Trump’ın yıldırım savaşı çöktü; ABD yöneticileri ve halkları bu savaşın yanlış ve bizim savaşımız olmadığını söylüyor

4 0
previous day

Alman basınına konuşan eski ABD Savunma Bakanı ve CIA Başkanı Leon Panetta’nın yaptığı değerlendirme sıradan bir yorum değildir. Çünkü Panetta’nın “Donald Trump’ın yıldırım savaşı planı çöktü” tespiti, yalnızca bir askeri başarısızlığın değil, aynı zamanda bir stratejik yaklaşımın iflas ettiğinin ilanıdır.

Bu açıklama özellikle önemlidir. Çünkü bu kez eleştiriler dışarıdan değil, doğrudan ABD’nin güvenlik mimarisini yıllarca yönetmiş isimlerden gelmektedir.

Başka bir ifadeyle; Washington’un kendi içinden bile artık şu gerçek dile getirilmektedir:

Bu savaş yanlış bir hesapla başlatılmıştır.

Son otuz yılın tecrübesi bize açık bir tablo göstermektedir. Amerika Birleşik Devletleri, Ortadoğu’da her defasında “hızlı müdahale”, “sınırlı operasyon” ve “kısa sürede sonuç” söylemleriyle sahaya girmiştir. Ancak sonuçların hiçbiri kısa sürmemiştir.

Irak’ta istikrar gelmedi.

Libya’da devlet çöktü. Suriye’de sınırlar fiilen tartışılır hâle geldi.

Şimdi benzer bir yaklaşımın İran üzerinden yeniden sahneye konulmak istenmesi yalnızca bölge için değil, Avrupa için de ciddi bir risk taşımaktadır.

Panetta’nın özellikle dikkat çektiği bir başka başlık ise Hürmüz Boğazı’dır.

Bu vurgu bize şunu göstermektedir:

Bu gerilim yalnızca askeri bir mesele değildir. Aynı zamanda küresel enerji hatları, ticaret yolları ve ekonomik dengeler üzerinden yürütülen büyük bir güç mücadelesidir.

Bugün Almanya’da yaşayan sıradan insanların sıkça dile getirdiği bir cümle vardır:

Bu savaş bizim savaşımız değil.

Bu cümle bir slogan değildir. Bu cümle Avrupa toplumlarının yaşadığı tecrübelerin sonucudur. Çünkü Avrupa halkları artık şunu çok iyi biliyor:

Ortadoğu’da başlayan her kriz, kısa süre içinde Avrupa’da enerji fiyatlarına, ekonomik daralmaya ve güvenlik kaygılarına dönüşmektedir.

Daha dikkat çekici olan ise şu gelişmedir:

Bugün yalnızca Avrupa halkları değil, ABD’nin eski yöneticileri de aynı uyarıyı yapmaktadır.

Panetta’nın “yıldırım savaşı planı çöktü” sözleri aslında Washington’a yapılmış bir uyarıdır. Çünkü yıldırım savaşlarının başarısız olduğu her durumda yeni ve daha uzun süreli kriz senaryoları devreye sokulmuştur.

Bu nedenle asıl mesele yalnızca bir askeri planın başarısız olması değildir.

Asıl mesele, başarısız olan planların yerine hangi yeni planların devreye gireceğidir.

Yıldırım savaşı planları çöktüğünde genellikle iki şey olur.

Ya diplomasi devreye girer… ya da savaş coğrafyası genişler.

Bugün Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler dikkatle okunmazsa ikinci ihtimalin güçlenmesi kaçınılmazdır.

Çünkü Hürmüz Boğazı üzerinden verilecek bir mesaj yalnızca İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilimi değil, küresel enerji düzenini doğrudan etkileyebilecek bir süreci tetikleyebilir. Böyle bir senaryoda Avrupa ekonomisi sarsılır, bölge ülkeleri yeni güvenlik krizleriyle karşı karşıya kalır ve en önemlisi Türkiye gibi stratejik ülkeler yeniden baskı altına alınabilir.

İşte tam da bu nedenle bugün yapılması gereken şey yeni cepheler açmak değildir.

Bugün yapılması gereken şey sağduyuyu büyütmektir.

Çünkü artık açıkça görülmektedir ki bu savaş ne Amerikan halkının savaşıdır, ne Avrupa halklarının savaşıdır ne de bölge halklarının savaşıdır.

Bu savaş daha çok yanlış hesapların, küresel güç rekabetinin ve enerji hatları üzerindeki hâkimiyet mücadelesinin bir sonucudur.

Eğer bugün bu gerilim diplomasiyle durdurulamazsa yarının dünyasında yalnızca yeni cepheler değil, yeni ekonomik krizler, yeni göç dalgaları ve yeni güvenlik kırılmaları konuşulacaktır.

Bu yüzden bugün söylenen o cümle sadece bir tepki değil, aynı zamanda geleceğe dair bir uyarıdır:

Bu savaş bizim savaşımız değil; ama büyürse bedelini hep birlikte ödemek zorunda kalacağımız bir savaş olabilir.


© Milli Gazete