Bu asırda yaşananlar, Millî Görüşçülerin kaderi mi, imtihanı mı; yoksa milletin vefa sınavı mı?
Bazen kendi kendime şu soruyu soruyorum: Acaba sorun, Millî Görüşçülerin bu millete hizmet etmemesi mi?
Yoksa bu milletin, kendisine hizmet edenleri zamanla unutması mı?
Yıllardır bu sorunun cevabını arıyorum.
Çünkü siyaset tarihimize baktığımda, vicdanımı sızlatan büyük bir çelişki görüyorum.
Öyle siyasi partiler var ki…
Yıllarca iktidarda kalıyorlar…
Milletten büyük destek görüyorlar…
Fakat geriye dönüp baktığınızda, milletin hafızasında yaşayacak hangi kalıcı eserleri bıraktıkları hâlâ tartışılıyor.
Bir de Millî Görüş var…
Bugün Saadet Partisi’nin temsil ettiği o kutlu dava…
Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ömrünü adadığı büyük ideal…
Millet için siyaset yapan bir anlayış…
“Önce Ahlâk ve Maneviyat” diyerek sadece bugünü değil, yarınları inşa etmeyi hedefleyen bir anlayış…
Türkiye’nin tam bağımsızlığının yolunun üretimden geçtiğini yıllar önce ortaya koyan bir anlayış…
“Kendi motorunu yapacaksın.”
“Kendi fabrikanı kuracaksın.”
“Kendi teknolojini üreteceksin.”
“Kendi savunma sanayiine sahip olacaksın.”
Bugün bunları söylemek kolaydır.
Fakat bunları yarım asır önce söylemek cesaret isterdi.
O gün birçok kişi güldü.
“Yapamazsınız.” dediler.
“Hayal görüyorsunuz.” dediler.
Ama Erbakan Hocamız milletine güvendi.
Bu milletin mühendisine…
Ve gençliğine inandı.
İşte o inançla Ağır Sanayi Hamlesi doğdu.
Türkiye’nin sanayileşmesi için yüzlerce sanayi tesisi projesi hazırlandı.
Birçok fabrika milletimizin hizmetine kazandırıldı.
Üreten Türkiye hedefi ortaya konuldu.
Bugün ASELSAN’ı konuşuyoruz…
ROKETSAN’ı konuşuyoruz…
HAVELSAN’ı konuşuyoruz…
Millî teknolojiyi konuşuyoruz…
Millî savunma sanayiindeki başarılarla hep birlikte gurur duyuyoruz.
Peki kendimize şu soruyu hiç soruyor muyuz?
Bugün gurur duyduğumuz bu eserlerin fikrî........
