Şikayet etme, çözüm bul!
Sürekli yazıyoruz, çiziyoruz… Reyting canavarı televizyon kanallarının toplumu nasıl dönüştürdüğü, ahlak ve maneviyatını nasıl kirlettiği, zihinleri nasıl dejenere ettiği ve bu dönüşümün kültürel-sosyal dokuyu nasıl yok ettiği noktasında yazılar kaleme alıyoruz.
Maraz merakları gıdıklayarak, kötülükleri içselleştirerek, manevi atmosferi kirleterek ve toplumun ahlak yapısını bozarak elde ettiği reyting harmanından milyonlar-milyarlar devşiren medya organlarını denetleyecek, onlara yaptırım uygulayabilecek, bir daha böyle rezilliklerin ortaya çıkmasına engel olabilecek kudretli bir kurumumuz da maalesef yok.
Radyo Televizyon Üst Kurulu olarak bizlere sunulan televizyonları denetleyici kurumun, göstermelik cezalar dışında, kanallara can acıtıcı, caydırıcı, toplumu koruyup kollayan, aile yapımızı dikkate alan bir normu uyguladığını da şu ana kadar görmedik.
Bir zamanlar Aileden Sorumlu Bakan şöyle bir şey söylemişşti“Toplumun yüzde 70’i televizyonlardaki şiddetten ve cinsellikten şikayet ediyor. Fakat, RTÜK’e başvuranların sayısı yüzde 2.5’u geçmiyor”
Neresinden tutarsanız tutun, elinizde kalacak, gülünecek tesbitler bunlar…
Bugün ekranlarda olan “iffeti değil şehveti başrole koyan” anlayışta üretilen dizilerden, şiddetin prim yapmasını fırsat bilerek üretilen yapımlardan, ahlaksızlıklardan bu toplumun sadece yüzde 70’nin değil, tamamının rahatsız olduğu konusunda hiçbir kuşkumuz yoktur. Çünkü, bu yapımların bizlere sunduğu rezil ve sefil hayatı onaylayabilecek nitelikte ve ahlak ikliminde insan kriterinin toplumumuzun dokusuna uymadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Peki, bu tür dizilerin ekranları bir ahtapot gibi kuşatmasının temeli ve sebebi nedir?
Reyting… Reyting… Reyting…
Televizyonlara hakim olan dizi mantalitesini ve dizi mantığını bizlere sunan kitle, toplumun manevi değerlerine ne kadar çok saldırırlarsa, o kadar çok prim alacaklarını, reyting alacaklarını, dolayısıyla katbekat daha fazla para kazanacaklarını biliyorlar.
Aylarca amcasının karısına marazi bir aşkla bağlı olan ve onunla kirli bir gayri meşru ilişkiye giren yeğenin hikayesi, bizlere Türk edebiyatının en güzel eseri olarak sunulmadı mı?
Neden edebiyat çevrelerinde, “Bu eser, rezil bir eserdir, böyle bir aşk Türk aile yapısının temelini dinamitler, bu ilişki cinayet sebebidir” diye bir tartışma açılmadı.
Açılmadığı gibi eser üzerinden yürütülen PR çalışmalarıyla dizinin daha çok izleyici kazanabilmesi için türlü madrabazlıklar sergilendi.
O dönemde diziyle ilgili RTÜK’e bir sürü şikayet yapıldı… Peki, RTÜK ne yaptı? RTÜK; televizyonların reklam gelirlerinden beslenen, büyüyen, deyim yerindeyse bir bürokrasi arenasıdır.
Televizyon ekranlarında yayınlanan programların, dizilerin ürettiği rezillikleri RTÜK’ün tek başına kontrol etmesi, denetlemesi, caydırıcı makenizmalar geliştirmesi bu günkü yapıyla mümkün görünmemektedir.
Bu durumu bilen vatandaşlar da doğal olarak RTÜK’e müracat etme, şikayet mekanizmaları geliştirme gibi bir boş eyleme kalkışmamakta ve doğrusunu yapmaktadırlar.
Öncelikle siyaset mekanizmasının Radyo Televizyon Üst Kurulu’nu yeni bir yapıya, biçime ve erke kavuşturmazı gerekiyor. RTÜK’ün eli güçlendirilmeli, sergilenen rezillikleri ortadan kaldıracak, Türk aile yapısını bozacak her şeye ceza yağdıracak, bu kanalı yaptığına ve yayınladığı şeye pişman edecek bir altyapıyla desteklenmelidir.
İktidar mekanizması şikayet etmez… Çare bulur… Çözüm bulur…
Tesbit ettiği sorunları kökünden halleder…
