Atarsa da onlar, yaparsa da onlar!
Önceki gün yine uğradım Recep’in Kahvesi’ne, ikindi sonrası. Oraya beni çeken gücü anlamlandırmakta zorlanıyorum. Merak mı, eğlence mi, yeni bir şeyler öğrenmem mi, yoksa yaşadığıma kahve sakinlerini tanık tutmak istemem mi; artık neye sayarsanız sayın, gitmelerim sürecek.
Recep’in Kahvesi henüz tenhadır bu vakitler. Ahmet’i, Rahmi’yi ve henüz gelmiş Konsolos Beyi ve ocaktaki Recep’i sayarsanız beş kişiyiz.
Rahmi ve Ahmet kendi aralarında iş konuşuyorlar. İnşaat işleri, teklif rakamları ağızlarındaki. Ne ben ilgileniyorum, ne de Konsolos Bey duyuyor. Lakin Recep’in kulağı, en uç masayı duyacak kadar hassas, bunu biliyoruz.
Nuri girdi içeri. İşporta tezgahını zabıta kuvvetlerine kaptırdığından beri boş olan omuzlarında ipler vardı. Onu ilk gören kahveci Recep değildi ama ilk kucaklamayı o yaptı.
“Burası miting meydanı değil Nuri?”
“Korkma Recep usta. Bu ipler atlamalık.”
Hayda! Ne zamandan beri Recep’in kahvesinin müdavimleri şifreli konuşur oldular? O anladı mı diye Konsolos Beye baktım. İstenilen yere çekilen gülümsemesi vardı yüzünde. Sonra Nuri’nin omuzundan bir ip aldı. Elle tutulacak uçları plastik kaplamalıydı. Orayı gösterdi Recep’e, Konsolos Bey.
“Bu ipler atmalık değil, atlamalık!”
Konsolos Beyin izahatını kendisine destek sayan Nuri, ocaktaki Recep’e saydırdı biraz.
“Zaten işler durgun. Millet ipi görünce kaçıyor. İp atlayan kalmamış, herkes oturmuş kalmış işte. Sınıf atlayanları ben saymıyorum. Onlarla sen ilgilen.”
Nuri’nin, Ahmet’le Rahmi’ye bakarak sınıf atlayanlar demesi de bir şifre olmalıydı. Zira ben onu da anlamadım, fakat Kahveci Recep yine uyardı.
“Sen iplerini satamamışsın. Gelip burada kinayeli siyaset yapıyorsun.”
Rahmi, Ahmet’ten önce davrandı. Ne de olsa onun tasdikcisi makamındaydı.
“Hayatında bir ipin ucundan tutamamış bu ipsize takılma Recep ağbi. İpsizliğini ip taşıyarak saklamak istiyor. Bırak oyalansın.”
Tartışmanın büyümesini Konsolos Bey önledi. Bu sırda Eczacı Bey de kahveden içeri girdi, omuzundaki iplerle oturan Nuri’nin yanına çekti sandalyesini.
“Haberleri dinleyelim mirim. İpi göğüslemek yarışındakilere bakalım müsaade ederseniz.”
Konsolos Beyin nezaketine “Estağfirullah” çekilirken, TV’nin de sesi yükseltildi biraz. Bahçeli villadan bahsediliyordu haberlerde.........
