menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay Zekâ, Algoritmalar ve Çocukların Dijital Kimliği: Görünmeyen dünyanın deşifresi ve Jeffrey Epstein dosyası

6 5
07.02.2026

COVID-19 salgını, yalnızca küresel bir sağlık krizi olarak değil; aynı zamanda toplumsal yapıları, aile ilişkilerini ve kuşaklar arası dengeleri derinden sarsan tarihsel bir kırılma noktası olarak yaşanmıştır. Bu süreçte milyonlarca insan hayatını kaybetmiş; pek çok çocuk annesini, babasını ya da en yakın aile fertlerini yitirmiştir. Salgın deneyimi, toplumların ortak hafızasında derin bir travma bırakırken, dikkat çekici bir ayrıntıyı da görünür kılmıştır: Çocuklar büyük ölçüde hayatta kalırken, yetişkin ve yaşlı nüfusun ciddi kayıplar vermesi, aile yapılarında onarılması güç boşluklar oluşturmuştur.

Bu tablo, çocukların yalnızca biyolojik olarak değil; psikolojik, sosyal ve duygusal olarak da kırılgan bir döneme girmesine neden olmuştur. Aile desteğinden yoksun kalan, yas sürecini sağlıklı biçimde yaşayamayan ve rehberlikten uzak büyüyen çocuklar; dijital dünyaya daha erken, daha yoğun ve daha savunmasız biçimde yönelmiştir. Salgın sürecinde artan ekran süreleri, uzaktan eğitim, sosyal izolasyon ve dijital platformlara bağımlılık, çocukların yaşamında algoritmaların etkisini daha da derinleştirmiştir.

Öte yandan, son yıllarda küresel ölçekte tartışılan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran istismar, manipülasyon ve güç ilişkilerine dair davalar; çocukların korunmasızlığının yalnızca kişisel değil, yapısal bir sorun olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu tür vakalar, çocukların özellikle kriz dönemlerinde ne kadar kolay yönlendirilebildiğini, istismar edilebildiğini ve sessiz bırakılabildiğini göstermesi açısından önemlidir. Burada mesele, belirli olaylardan ziyade, çocukların denetimsiz ve görünmeyen sistemler içinde nasıl savunmasız hâle geldiğini sorgulamaktır.

Tam da bu noktada, yapay zekâ temelli algoritmaların işleyişi kritik bir rol üstlenmektedir. Algoritmalar; çocukların karşısına çıkan içerikleri belirleyen, dikkatlerini yönlendiren, alışkanlıklarını şekillendiren ve zamanla dijital kimliklerini inşa eden görünmez aktörler hâline gelmiştir. Ailesel bağların zayıfladığı, yetişkin rehberliğinin azaldığı ve sosyal destek mekanizmalarının kırılganlaştığı bir dönemde, çocukların bu sistemler karşısında yalnız kalması ciddi etik ve toplumsal riskler doğurmaktadır.

Bu çalışma, pandemi sonrası ortaya çıkan bu kırılgan zeminde; yapay zekâ destekli algoritmaların çocukların düşünce biçimleri, davranış kalıpları ve kimlik inşa süreçleri üzerindeki etkilerini görünür kılmayı amaçlamaktadır. Çocukların hayatta kalmasının tek başına bir güvence olmadığı; onları nasıl bir dijital dünyaya teslim ettiğimiz sorusunun en az bunun kadar hayati olduğu savunulmaktadır. Görünmeyen dijital dünyanın, görünür sonuçlar doğurduğu bu çağda; çocukları korumanın yolu, algoritmaları sorgulamaktan ve ahlaki bir çerçeveyle yeniden düşünmekten geçmektedir.

Asıl tartışılması gereken husus, giderek sapkın bir ideolojik zemine dönüştürülen Jeffrey Epstein dosyasının ve bu şeytani yapının, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere küresel ölçekte ebeveyn kaybı yaşayan çocukları hedef almasıdır. Aile bağları zayıflamış, koruyucu sosyal mekanizmalardan kopmuş bu çocuklar; denetimsiz, görünmez ve hesap vermez dijital sistemler karşısında bilinçli biçimde savunmasız bırakılmaktadır. Algoritmalar aracılığıyla örülen bu dijital ağların temel amacı, çocukların dikkatini ele geçirmekle sınırlı değildir; onların duygu dünyasını, davranış kalıplarını ve kimlik inşa süreçlerini adım adım kontrol altına almaktır. Bu sarmal, çocukları bağımlılık, yönlendirme ve manipülasyon yoluyla edilgen hâle getirerek, itiraz edemeyen ve şekillendirilebilir savunmasız kişilere dönüştürmeyi hedefleyen sistematik bir kuşatma alanı oluşturmaktadır.

İşte bu bağlamda, 13 Aralık 2025 tarihinde İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde IV. Uluslararası Dünya ÇAKOP Sempozyumu kapsamında düzenlenen “Yapay Zekâ Çağında Aile: Tehditler ve Fırsatlar” başlıklı sempozyum için hazırlamış olduğum tam metin bildirimi dikkatlerinize sunarım…

Yapay zekâ temelli algoritmalar, öncelikli çocukların ve toplumun tamamının gündelik yaşamlarını, bilişsel süreçlerini ve kimlik inşa mekanizmalarını derinlemesine etkilemektedir. Bu etki, çoğu zaman ebeveynler ve eğitimciler tarafından doğrudan gözlemlenemeyen, “görünmeyen” bir dijital alan üzerinden gerçekleşmektedir. Algoritmalar yalnızca içerik sunan teknik sistemler değil; dikkat, alışkanlık ve davranış yönlendirme yoluyla çocukların psikososyal gelişimine müdahale eden yapılardır. Bu çalışmada, yapay zekâ destekli algoritmaların çocuklar üzerindeki etkileri; alışkanlık döngüsü, nörobilimsel altyapı, dijital kimlik inşası ve şiddetin normalleşmesi bağlamında ele alınmaktadır. Çalışma, uzun yıllara dayanan saha gözlemleri, eğitim ortamlarında karşılaşılan vakalar ve dijital platformlarda tespit edilen örnekler üzerinden ilerlemektedir. Özellikle dijital oyunlar, sosyal medya ve çevrim içi manipülasyon mekanizmalarının çocuk psikolojisi üzerindeki etkileri tartışılmakta;........

© Milli Gazete