İran’ın Füzeleri ve Erbakan’ın Vizyonu: Erişilmez Olmanın Sırrı Kafire Çanak Tutanlar Hain mi, Gafil mi?
Müzakere Tuzağı ve İran’ın Net Çizgisi
Tasnim haber ajansının aktardığına göre, İran, ABD’nin 15 maddelik önerisine aracılar vasıtasıyla yanıtını gönderdi. Ancak bu yanıt, Washington’ın beklediği türden bir “müzakere kapısı aralama” girişimi değil. Aksine, İran tarafının kırmızı çizgilerini net bir şekilde ortaya koyan bir belge niteliğinde.
Konuya yakın kaynağın açıklamaları, Tahran’ın stratejik sabrını ve kararlılığını gösteriyor. İran’ın şartları sadece kendi güvenliğini değil, bölgesel bir perspektifi içeriyor: “Savaşın bir daha tekrarlanmayacağı somut koşulların oluşturulması, savaş tazminatlarının karşılanması ve mücadelenin tüm direniş gruplarını kapsayacak şekilde bölge genelinde sona erdirilmesi.”
Bu maddeler, ABD’nin “müzakere edelim” söyleminin aslında ne kadar dar bir alana sıkıştırılmak istendiğini gösteriyor. Washington, masada sadece İran’ın nükleer programını ya da vekâlet güçlerini konuşmak isterken, Tahran masaya bölgesel istikrarı, tazminatı ve garantileri koyuyor. Özellikle “Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin İran’ın doğal hakkı” vurgusu, ABD’nin bu stratejik noktayı uluslararası bir mesele haline getirme çabalarına karşı açık bir settir.
Kaynağın en çarpıcı tespiti ise şu: “İran için ABD’nin müzakere iddiasının kesinlikle ‘üçüncü aldatma’ projesi olduğu sabittir.” Burada önemli bir kronoloji var: 12 günlük savaş ve Ramazan Savaşı. İran, Amerikalıların daha önce de müzakere masasında otururken sahada savaş başlattığını bizzat tecrübe etmiş bir ülke. Şimdi ABD’nin yaptığı, aynı senaryonun yeniden sahnelenmesi: Görünüşte barış isteyen bir imaj, gerçekte ise güneyde kara yoluyla giriş yapacak yeni bir saldırıya zemin hazırlamak için zaman kazanma taktiği.
İran’ın Coğrafi ve Stratejik Erişilmezliği
İşte bu noktada, daha önceki yazılarımda ve programlarımda sıkça vurguladığım kritik bir gerçeğe geliyoruz. ABD ve İsrail’in stratejik planlamalarında en büyük yanılgı, İran’ın füze altyapısını ve üretim merkezlerini imha edebileceklerini zannetmeleridir.
Oysa gerçek şu ki, İran’ın füze üretimi, ABD ve İsrail’in delici bombalarının erişebileceği ve imha edebileceği derinlikten çok daha fazla bir derinlikte konumlanmıştır. İran çölleri ve dağları, sadece coğrafi bir unsur değil; aynı zamanda stratejik bir sığınaktır. Bu coğrafya, yeraltı tesisleri, doğal mağaralar ve dağların içine oyulmuş savunma hatlarıyla İran’ı, ABD’nin şimdiye kadar karşılaştığı hiçbir rakibe benzemeyen bir yapıya dönüştürmüştür.
Bu, İran’ı “erişilmez ve yenilmez” kılan en temel unsurdur. Ne F-35’ler ne B1, B2 bombardıman uçakları ne de sığınak delici (bunker buster) bombalar, binlerce kilometrekareye yayılmış, dağların kalbine yerleştirilmiş ve sürekli hareket halindeki füzeleri yok edemez. İran’ın caydırıcılığının ardındaki gerçek budur. Düşman, havadan vuramayacağı, karadan ise giremeyeceği bir ülkeye savaş dayatmanın........
