menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ankara zirvesi ve NATO'nun dönüşümü

25 0
07.07.2026

Uluslararası siyasette bazı zirveler vardır; alınan kararlarla değil, hangi korkuların masaya taşındığıyla tarihe geçer. NATO'nun Ankara Zirvesi de böyle okunmalıdır. Çünkü bugün tartışılan mesele yalnızca yeni savunma planları, caydırıcılık paketleri ya da savunma sanayii iş birlikleri değildir. Asıl tartışılan, Soğuk Savaş sonrasında defalarca değişen uluslararası düzenin artık hangi eksen üzerinde yeniden kurulacağıdır.

Bugün birçok analiz NATO'yu yalnızca Rusya-Ukrayna Savaşı, savunma harcamaları veya Avrupa'nın güvenlik kaygıları üzerinden okumaya çalışıyor. Oysa NATO'nun tarihsel işlevi hiçbir zaman yalnızca dışarıdaki tehdide karşı ortak savunma üretmek olmadı. Daha derinde, Batı'nın kendi iç rekabetini yönetmek gibi görünmeyen ama belirleyici bir fonksiyon üstlendi. Bu gerçeği hatırlamak gerekiyor.

Bugün "Batı ittifakı" diye adlandırdığımız yapı, aslında tarihin büyük bölümünü birbirini tüketerek geçirmiş devletlerden oluşmaktadır. İngiltere ile Fransa'nın yüzyıllara yayılan rekabeti, Fransa ile Almanya'nın üç büyük savaşı, Almanya'nın iki dünya savaşındaki merkezi rolü, Avrupa'nın kendi içinde ürettiği yıkımın yalnızca birkaç örneğidir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında bu tarih bir anda değişmedi. Sadece ortak bir tehdidin gölgesinde askıya alındı. Sovyetler Birliği'nin varlığı Avrupa'nın kendi içindeki rekabetini bastırdı. Amerika'nın askeri, ekonomik ve siyasi üstünlüğü ise bu rekabeti yönetilebilir hale getirdi. NATO böylece yalnızca Sovyet yayılmasını durdurmadı; aynı zamanda Avrupa'nın yeniden kendi tarihine dönmesini de engelledi. Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birlikte birçok kişi NATO'nun da işlevini kaybedeceğini düşündü. Tam tersi oldu.

Kosova müdahalesiyle başlayan süreç aslında NATO'nun dış düşmandan çok kendi iç düzenini yeniden üretme süreciydi. O gün ortaya çıkan tablo bugün çok daha belirgin hale gelmiştir. Rusya artık yalnızca bir tehdit değildir; aynı zamanda Avrupa'nın Amerika'dan kopmasını engelleyen stratejik yapıştırıcıdır. Washington........

© Milli Gazete