“Neme Lazım” Dediğimiz Gün
Görgüyle yetişmiş insanlar kendilerini başkalarıyla yarıştırmaz. Edebi bilir, sınırını bilir, hakkı gözetir. Çünkü bilirler ki insanın asıl değeri, başkalarını geçmesinde değil; kendini muhafaza edebilmesindedir. Eskilerin, “Asil azmaz, bal kokmaz” sözü de tam olarak bunu anlatır. Karakter, şartlara göre şekil değiştiren bir elbise değil; insanın en zor zamanlarda bile sırtından çıkarmadığı bir cevherdir.
Ne var ki toplumlar yalnızca kötü insanların çoğalmasıyla çözülmez. Asıl çözülme, iyilerin susmasıyla başlar. Yanlışın yanlış olmaktan çıkıp sıradanlaşması, ayıbın utanılacak bir şey olmaktan çıkması ve kötünün her gün biraz daha normal kabul edilmesi, çöküşün sessiz adımlarıdır.
Bugün en büyük tehlike, kötülüğün büyümesi değil; ona alışılmasıdır. Yalanın “herkes yapıyor” diye mazur görülmesi, haksızlığın “bana dokunmuyor” diye görmezden gelinmesi, liyakatsizliğin “idare eder” anlayışıyla kabul edilmesi… Bunların her biri toplumsal çözülmenin küçük ama etkili kırıklarıdır. İnsan, sürekli maruz kaldığı şeye zamanla direnç göstermez; onu hayatın doğal bir parçası sanmaya başlar.........
