Söz ve imza
Bir kâfir Müslüman olurken önce diliyle Kelime-i Şehadet’i getirir.
Bu ikrar, insanlar için lazımdır.
İkrardan sonra kalbiyle de tasdik eder.
Bu tasdik, görevli meleklere aittir.
Biz ve melekler kalbini bilemeyiz.
Rabbimiz, ezeli ilminde her şeyi bilmektedir.
Sözleşmeyi dilimizle yaparız, imzayı elimizle atarız.
Yediklerimiz, önce dil tarafından kontrol edilir; tatlı mı, acı mı, bakar ve ona göre hareket ederek Rabbimin verdiği görevi yerine getirir.
Anlaşmalarımızı, sözlü ve yazılı olarak yaparız.
Onun için dilimizin sözü, elimizin imzasından daha değerlidir.
Sözümüz de, yazımız da özümüzün tercümanıdır ama dilimiz elimizden öndedir.
İnsanın gönlünden geçenler dili yoluyla dışarıya çıkınca sorumluluk başlar.
Dilinize dikkat ediniz. Yumruğunuzun etkisi kolunuzun ulaştığı yere varabilir. Dilinizden çıkan ise dünyayı dolaşabilir.
Sizden bin sene sonra gelene faydalı veya zararlı olabilir.
Dilden çıkan söz yaydan çıkan ok gibidir; geriye dönüşü yoktur. Hayır sözü atarken dikkatli olunmalı. Çünkü ok yalnız atıldığı yeri etkiler. Söz ise değdiği yeri etkilediği gibi o yerin özelliklerini taşıyan her yere dokunur.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا أَوْفُوا بِالْعُقُودِ
“Ey iman edenler, sözleşmelerinizi yerine getirini…” buyurur. (Maide Süresi ayet 5/1)
Alışveriş akdi, barış akdi, nikâh akdi, borç akdi, emanet, vekalet, kefalet gibi her türlü sözlerinize sadık kalınız.
Sevgili Peygamberimiz buyurur:
فَاكْلَفُوا مِنَ........
