Aynadaki Suretine Taş Atanlar Ve İklim Suikastçıları
Halk arasında ariflerin ferasetiyle süzülüp bugüne gelen, her kelimesi bir balyoz gibi yerine oturan meşhur bir deyimimiz vardır: “Dinime küfreden bari Müslüman olsa!” Bu söz, sadece bir sitem değil; aynı zamanda bir tutarsızlığın, bir yüzsüzlüğün ve kendi kusurunu görmeden başkasına ayar vermeye kalkanların suratına çarpılan ilahi bir tokattır. Son günlerde bakıyoruz ki; siyasetin tozlu raflarından inen, geçmişi şaibelerle, vefasızlıklarla ve "kardeş eti yemekle" dolu bazı eski bakanlar, dillerine "Millî Gazetecileri" dolamışlar. Haddini aşan ithamlar, nereye gittiği belli olmayan suçlamalar ve sanki kendi geçmişi bembeyazmış gibi kesilen raconlar… Oysa bu zatın kurduğu her cümle, savurduğu her hakaret aslında bir itirafname niteliğinde. Söylediği her sözde adeta aynaya bakıyor ve kendi ruhunun derinliklerindeki o karaltıyı tarif ediyor. Yahu siz değil miydiniz, daha dün denilecek kadar yakın bir geçmişte bu davanın çilesini çekmiş, ömrünü bu yola vakfetmiş isimlere en ağır bühtanları atanlar? Kamuoyunun hafızası henüz taptaze. Saadet Partisi’nin bir önceki genel başkanına reva görülen o çirkin iftiralar, o akla ziyan karalamalar hâlâ kulaklarımızda çınlıyor. Şimdi kalkmış, aynı ağızla Millî Gazete’nin onurlu kalemlerine, bu davanın sarsılmaz........
