menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kamu Personeli Rejimi Tıkandı: Reform Gerekiyor

11 0
29.07.2026

Türkiye'de kamu personel rejimi, 1965 yılında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun üzerine altmış yılda eklenen yamalarla ayakta durmaya çalışan, günümüzün gerçekliğinden uzaklaşmış, topal bir yapıdadır. Bugün aynı devletin çatısı altında aynı işi gören iki çalışandan biri diğerinin iki katı emeklilik ikramiyesi alabiliyor; bir hastanede aynı işi memur ve işçinin eline geçen para arasında uçurum oluşabiliyor; bir memur sendikasına üye olmak için hâlâ üç nüsha ıslak imzalı form dolduruluyor. Türkiye'nin ihtiyacı, kamu personel sistemini ücretinden, örgütlenme hakkına, hizmet sınıflarından emeklilik rejimine kadar bütüncül biçimde ele alan kapsamlı bir memur reformudur.

Kamudaki Adaletsizliğin En Görünür Boyutu

Kamudaki ücret adaletsizliğinin en çıplak görüldüğü yerlerden biri de işçi–memur ayrımından doğan ikramiye ve tazminat uçurumudur. Kamuda 4/D statüsünde çalışan sürekli işçiler, toplu iş sözleşmeleri gereği her yıl ikramiye ve ilave tediye adı altında toplamda iki aylık ücreti aşan ek ödemeler alır. Memurun ise yılda tek bir ikramiyesi dahi yoktur; aynı kurumda, aynı binada çalışan işçi yıl içinde fiilen 14 maaş düzenine yaklaşırken, memur 12 maaşta kalmıştır ancak buradaki sorun maaşla da kalmamıştır.

2026 yılı hesaplama tablolarına göre 30 yıllık hizmetle emekli olan bir 4/D temizlik işçisinin kıdem tazminatı yaklaşık 1 milyon 986 bin TL'ye ulaşırken, aynı yıl emekli olan bir valinin emekli ikramiyesi yaklaşık 1 milyon 827 bin ilâ 1 milyon 940 bin TL aralığında kalmaktadır. Cümleyi bir kez daha okuyalım: Bugün Türkiye'de bir temizlik işçisinin emeklilikte aldığı toplu ödeme, ilin en üst mülki amiri olan valinin emekli ikramiyesini geçebilmektedir. Bu satırlar bir işçi düşmanlığı olarak okunmamalıdır; işçinin aldığı, emeğinin karşılığıdır ve kimse o düşürülsün demiyor. Sorun, memurun sistematik olarak az almasıdır. Aynı tabloda 30 yıl hizmet vermiş bir öğretmenin, bir hemşirenin ikramiyesi 1 milyon 488 bin TL'de, üniversite mezunu düz memurunki ise 1 milyon 218 bin TL civarında kalmaktadır. Otuz yıllık kamu hizmetinin karşılığı olan bu tutar, bugün İstanbul'da ortalama bir evin ancak beşte birine, Ankara'da üçte birine yetmektedir.

İşçinin kıdem tazminatı her hizmet yılı için 30 günlük giydirilmiş ücret üzerinden, yani ikramiyeler, sosyal yardımlar ve yan ödemeler dâhil edilerek hesaplanır. Memurun emekli ikramiyesi ise fiilî maaşının değil, çoğu ek ödemenin dışarıda bırakıldığı, dar bir emekli keseneği matrahının üzerinden hesaplanır. Uçurumun matematiği budur ve bu matematik, aynı devlete hizmet eden iki statü arasında anayasal eşitlik ilkesiyle bağdaşmayan bir hiyerarşi üretmektedir. Reformun ilk önceliği, memurun tüm ek ödemelerinin emekli keseneğine ve dolayısıyla hem emekli aylığına hem ikramiyesine yansıtılması; memura da yılda en az iki ikramiye ödenerek makasının kapatılmasıdır.

Türkiye'de hekimlerin OECD ülkeleri içinde en düşük reel gelir artışlarından birine mahkûm edildiğini, üstelik bunu dünyanın en yüksek hasta yüklerinden biri altında yaşadıklarını ortaya koyuyor. Türkiye'de bir hekim yılda ortalama 4.300 civarında hastaya bakarken OECD ortalaması 1.500'ler seviyesindedir.

Yine OECD "Sağlığa Bir Bakış 2025" raporu, Türkiye'deki hemşirelik gerçeğini istatistiğinin gerçeklerini tescillemiştir. OECD ortalamasında 1.000 kişiye 9,2 hemşire düşerken Türkiye'de bu sayı 2,9 ilâ 3,1 seviyesindedir; yani ülkemiz OECD ortalamasının üçte birinin dahi altındadır ve örgüt genelinde son sıradaki birkaç ülkeden biridir. Karşılaştırma derinleştikçe tablo ağırlaşır: Finlandiya'da 1.000 kişiye 18,9, İsviçre'de 18,4, Almanya ve Japonya'da 12 hemşire düşmektedir. Türkiye'de her bir hekime yalnızca 1,2-1,3 hemşire düşerken OECD ortalaması 2,5'tir; OECD bu oranı 1,2 ve altında olan ülkeleri açıkça "hemşire açığı ve aşırı iş yükü riski" kategorisinde saymaktadır ve Türkiye bu kritik eşiğin tam üzerindedir.

Bu rakamların sahadaki karşılığı şudur:........

© Milli Gazete