Abdal'ın Sessizliği Aptal'ın Gürültüsü!
İnsan, çoğu zaman kendini sözle var etmeye çalışır. Konuşarak görünür olacağını, cümleler kurarak anlaşılacağını, sesini yükselttikçe değerinin artacağını zanneder. Oysa insanın gerçek derinliği, yalnızca söylediklerinde değil; söylememeyi seçtiklerinde de saklıdır. Çünkü söz, yerini bulduğunda hikmet olur; vaktinden önce, ölçüsüzce ve gereksizce söylendiğinde ise gürültüye dönüşür.
Bilge/Abdal insan konuşur; fakat konuşmak için değil, sözü hak ettiği yere ulaştırmak için konuşur. Onun dili aceleci değildir. Her düşüncesini kalabalığın ortasına bırakmaz. Çünkü bilir ki her fikir, her gönülde aynı karşılığı bulmaz; her hakikat, her kulağa emanet edilmez. Sözün de bir vakti, bir muhatabı, bir ağırlığı vardır. Bu yüzden Abdal kişi, suskunluğu eksiklik saymaz. Aksine susmak, onun zihninde olgunlaşmamış bir cümlenin dünyaya erken salınmasına engel olan iç terbiyedir.
Cahil/Aptal insan ise çoğu zaman sessizliği yenilgi sanır. Konuşmadığında unutulacağını, araya girmediğinde değersizleşeceğini düşünür. Bu yüzden söze katkı sağlamak için değil, varlığını ispatlamak için konuşur. Onun için konuşmak, anlam üretmekten........
