Bize Muhammedî Derler; Namımız Yeter! (2)
Kur’an’da er-Ru’b kelimesi, kronolojik olarak ikinci kez, nüzul tertibine göre seksen dokuzuncu sırada yer alan Âl-i İmran Suresi’nde, Mekke ordusunun Uhud Gazvesi’nde (3/625) istediğini elde edemeden Mekke’ye geri döneceğinin ve şirklerinden dolayı Allah’ın onların kalplerine korku salacağının anlatıldığı bir bağlamda geçer (Âl-i İmran 3/151).
Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında yapılan ikinci büyük savaş olan Uhud Gazvesi, hicretten üç yıl sonra gerçekleşti. Savaş, Medine’nin beş km kuzeyindeki Uhud dağının eteklerinde meydana geldi. Savaş ortamının oluşmasına, çeşitli siyasi, iktisadi ve sosyal şartların neden olduğu söylenebilir. Bedir Gazvesi’nden sonra Medine’de yaşamakta olan Benî Kaynuka kabilesi, Medine Sözleşmesi’ne ihanet etmişti. Savaştan sonra Hz. Peygamber bu kabileye mensup Yahudileri Medine’den sürmüş ve bu durum, diğer Yahudi kolonilerinin de Müslümanlara kin beslemesine sebep olmuştu. Yahudiler kendi siyasi varlıklarını korumak için Müslümanlarla onların en keskin düşmanı olan Mekkeliler arasında savaş çıkarmaya çalışıyordu. Bedir’de öldürülen Mekkelilerin yakınları, intikam almak istiyordu ve bu ailelerin şairleri, savaşın gerekliliğini anlatan şiirlerle kentin gündemini savaşa hazırlıyordu. Müslümanlar tarafından geçişleri kontrol altına alınan Mekke ticaret yolunun da kurtarılması, şehrin iktisadi geleceği açısından önemliydi. Savaştan sonra inen ve çatışma sürecini anlatan ayette Allah, Müşriklerin hiçbir kanıta dayanmadan Allah’a ortak koşmasından dolayı onların kalplerine korku salacağını şu şekilde ifade etmiştir: “Kâfirlerin kalplerine korku (er-Ru’b) salacağız. Çünkü onlar, hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği şeyi O’na ortak koştular. Onların varacağı yer cehennemdir. Zalimlerin durağı ne kötüdür!” (Âl-i ʿİmran 3/151).
Ayetin konusunu oluşturan Uhud Gazvesi’nde, Müslümanlar stratejik bir hata yaparak paniğe kapılmalarına ve dağılmalarına rağmen, müşrikler önemli bir başarı elde edemeden çekilip gitmişlerdir. Çok istemelerine ve hedef gözetmelerine rağmen Hz. Peygamber’i öldürmeyi başaramamışlardır. Taberî’ye göre “Mekkeliler........
