menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyaset yeniden formatlanıyor olabilir mi?

7 0
previous day

Yakın dönem siyasal hayatımıza dönüp bakıldığında bazı olayların, kararların hatta kişilerin gündeme geldikleri konuyla esasında ilerleyen dönemin işaret fişeğini taşıdığı ama bunun o günün sıcaklığında hissedilemediği görülebilir.

24 Ocak kararlarını hazırlayan Turgut Özal’ın üç sene sonra bu kararların uygulayıcısı haline gelmesi, 1980 darbesinin mevcut liderleri yasaklamayı değil, Özal’ın önünü açmayı hedeflemesi aslında Türkiye’nin devletçi ekonomiden serbest piyasaya kurban edilmesinin, ABD’nin Ortadoğu’ya askeri olarak sokulmasının, ülkemizin ve bölgemizin ırkçı emperyalistlerin avucunun içine hapsedilmesinin işaret fişeği olmuştu. Ama bunu anlamak biraz vakit aldı.

Yine dönemin Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli’nin kendi Başbakan’ından bile habersiz bir anda erken seçim çağrısı yapması, Cem Uzan’ın bir partiyi ele geçirerek Genç Parti adıyla apar topar seçime girmesi, post-modern yöntemlerle siyasete milenyum çağında nasıl format çekildiğini ispat eden gelişmeler oldu. Ama bu durum 3 Kasım seçimlerinde Genç Parti yüzünden DYP, MHP ve ANAP’ın baraj altında kalmasından ötürü AK Parti’nin 4’lük oya karşılık e’lik temsile kavuştuğunda ancak anlaşılabildi.

Fazilet Partisi’nin Anayasa Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bir şekilde kapatılmasının da aslında Gül ve Erdoğan liderliğindeki yenilikçi grubun Erbakan Hoca’dan, diğer bir ifadeyle Millî Görüş’ten ayrılabilmesine meşru zemin oluşturmaya katkı sunduğu hususu da AK Parti-uluslararası sistem ilişkisi netleştiğinde daha belirgin hale geldi.

Elbette burada bir üst akıldan bahsettiğimizi ifade etmek gerekir. Ama bu üst akıl aynı zamanda........

© Milli Gazete