menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okullardaki Disiplin: Nereden Nereye!

13 0
04.03.2026

Bundan 48 sene önce...

Yani neredeyse yarım asır önce...

Bir dilekçeden söz etmek istiyorum...

Bir okul müdürünün bir veliye gönderdiği bir bilgilendirme yazısı...

Olay, Doğu illerimizden birinde yaşanıyor...

O doğu ilimizdeki bir okul müdürü, okul velilerinden birine şöyle bir yazı gönderiyor;

* "Velisi bulunduğunuz okulumuz 1/B sınıfı öğrencilerinden 328 numaralı M.A. aşağıda gösterilen suçundan dolayı Disiplin Kurulu’nca “Uyarma” ile tecziye edilmiş ve ahlâk notundan ---- kaybetmiştir.

Bilgi edinilmesini aynı veya başka suçları işlediği takdirde cezasının artırılacağının bilinmesini önemle rica ederim..."

Peki, 'uyarma' cezası verilen o suçun ne olduğuna baktığımızda bilgilendirme yazısının en altında karşımıza şöyle bir ibare çıkıyor;

* "Öğrencinin Suçu: Üzerinde ‘Tespih’ Taşımak…”

Üzerinde tespih taşımanın bile suç olduğu günlerden...

Üzerinde bıçak taşıyan ve öğretmenini bıçaklayarak katleden bir ortama nasıl geldik?

Üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir konu!

Okullarımızda şiddet ve disiplin konusuna sıfırdan başlayarak eğilmek şart oldu artık!

Hani, her okulun çevresinde bir emniyet görevlisi olacaktı!

Bu uygulama bir dönem uygulandı da şimdilerde uygulamadan vaz mı geçildi, acaba?

Bir öğrenci bıçakla okula, sınıfa nasıl girebiliyor?

Yine bir şiddet olayından hemen sonra hastanelerde, metro girişlerinde, AVM kapılarında olduğu gibi okullarımızın girişlerine de X-Ray cihazları konulacaktı, ne oldu?

X-Ray cihazları toplum güvenliği için insanların giriş ve çıkış yaptıkları alana kurulan bir düzenek. X-Ray’ler yaydıkları X ışınları neticesinde eşyaları ve eşyaların içindeki maddeleri tarıyor. Çektiği fotoğrafları anlık olarak güvenlik personelinin ekranına yansıyor.

Genelde AVM, banka, havaalanı, hastane, metro girişleri gibi toplu ulaşım ve birleşme alanlarında kullanılıyor. Benzer şekilde dışarıdan bu alanlara yanıcı, kesici, patlayıcı veya uyuşturucu maddelerinin geçişi engelenmiş oluyor.

Okul girişlerine neden bu cihazlardan konulmuyor?

* Keşke öğrenciler kavga etmeseler de tespih taşısalar…

* Keşke öğrenciler madde bağımlısı olmasalar da tespih taşısalar…

* Keşke öğrenciler sınıflarda alkol partileri düzenlemeseler de tespih taşısalar…

* Keşke öğrenciler öğretmenlerini dövmeseler de tespih taşısalar…

* Keşke öğrenciler çeteler kurup etrafa korku salmasalar da tespih taşısalar...

* Keşke öğrenciler idarecileri, öğretmenleri, arkadaşlarını bıçaklamasalar da tespih taşısalar…

* Keşke öğrenciler okuldan kaçmasalar da tespih taşısalar…

* Keşke öğrenciler büyüklerine saygılı davransalar da tespih taşısalar…

EĞER BÖYLEYSE DURUM VAHİM!

İstanbul/ Çekmeköy’deki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bıçaklı bir saldırı meydana geldi.

Bir öğrencinin bıçaklı saldırısında 2 öğretmen ve bir öğrenci yaralandı. Öğretmenlerden Fatmanur Çelik hayatını kaybetti.

Bir öğrenci ve bir öğretmenin hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi.

Hayatını kaybeden Fatmanur Çelik’in daha önce disiplin kurulunda saldırgan için, “Can güvenliğimiz yok!” dediği ortaya çıktı.

Vahim olan durum şudur;

Bu saldırıdan sonra eğitim ve okul sorunlarıyla ilgilenen bir okurum mesaj gönderdi. Diyor ki,

- "Okullarımızda idarecilerin eli kolu bağlı! Öğrencilerin çantaları bile aranamıyor..."

Eğer gerçekten böyleyse, durum vahim!

Öğrencilerin çantaları, dolapları neden aranamıyor?

Böyle bir engel varsa bu engelin kaldırılması gerekmiyor mu?

Hatırlıyorum; 1970'lerde, 1980'lerde, okul müdürü ve yardımcıları, Okul Disiplin Kurulu'nda görev alan öğretmenlerle birlikte, ders devam ederken bir anda sınıfa girerler, tüm öğrencilerin kıpırdamaması, çantalarını, eşyalarını ellememesi talimatını verirler ve sınıfı baştan aşağı ararlardı.

O yıllarda aranan sigara, bıçak, siyasi parti objeleri vb. suç unsurları idi...

Hatta çantalarda bulunan çakı'lara bakılırdı, çakı ucu orta parmağı geçiyorsa el konurdu!

Şayet okullarımızda öğrencilerin çantaları, dolapları aranamıyorsa bu bir nakısa, bir eksiklik!

Varsa bir eksiklik, varsa bir boşluk...

Milli Eğitim Bakanlığı'nın, orta öğrenim disiplin kurallarını yeniden gözden geçirmesi gerekir...

ERBAKAN HOCA’DAN BİR RAMAZAN HATIRASI

Konya'da bir Ramazan günü...

Akşama kadar çeşitli çalışmalar, konuşmalar, koşturmalar... devam eder.

Normal yatsı ve teravih saati geçmiş, cami cemaati dağılmıştır.

Gece geç saatte Alaaddin Camii açılır, Erbakan Hoca'yla birlikte namaz kılınacaktır...

Kim bilir namazdan sonra ve ertesi gün de nerede, ne faaliyetler Erbakan Hoca'yı bekliyor!

Cemaatten bir kişi, "Sünneti kılalım mı Hocam?' diye sorar!

Erbakan Hoca, "Ne demek, Rasûlullah Efendimizin sünnetinden daha önemli bir işimiz varsa kılmayalım! Elbette kılacağız!" diye cevap verir.

Pek çok kişinin, ihmal ettiği "sünnet-i gayri müekkede" kılınır.

Farzdan sonra o yorgunluğun üstüne 20 rekât bir de teravih vardır.

Bu sefer ikinci soru namazı kıldıran imam efendiden gelir:

* "Hocam teravihi 8 rekât kılalım mı?"

Erbakan Hoca, bu sefer ilk cevaptan biraz daha celalli bir şekilde, hem geçen seneki teravihi hatırlatıp, hem imamın adını da zikrederek şöyle der:

* "Kaytarma, sen geçen sene de aynı şekilde sormuştun, adam akıllı, sünnet üzere teravihi 20 rekât kılacağız, elbette!" der!

Erbakan Hoca haftasında Erbakan Hoca’mıza rahmete vesile olması dileğiyle...


© Milli Gazete