menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üç Y’den son “Mü”ye: Bir hikâyenin vicdan muhasebesi

13 0
04.10.2026

Bir siyasi hareketin en ağır krizi, kendi kuruluş cümlelerinin yıllar sonra kendisine yöneltilen sorulara dönüşmesidir.

Fon krizi etrafında yaşananları böyle okuyorum. Mesele yalnızca para, hisse ve kazanç değil. Yirmi beş yıl önce adalete inanan insanların bugün hangi söze güveneceğidir.

Soruşturmalar sürüyor; iddialarla kesinleşmiş hukuki hükümleri birbirine karıştırmadan konuşmalıyız. AK Parti yönetimi de olayların araştırılacağını, yanlışların karşısında durulacağını açıkladı. Ancak siyasi sorumluluk, mahkeme kararını beklemekten ibaret değildir. Vatandaş, kendisinden istenen sabır ile yönetenlerin sahip olduğu imkânlar arasındaki mesafenin açıklanmasını da bekler.

Bir anne çocuğunun okul masrafını hesaplarken, bir emekli ay sonunu getirmeye çalışırken, siyasetin çevresinde konuşulan olağanüstü kazançlar toplumun adalet duygusunu yaralar. İnsanların dürüst çalışarak hayatlarını iyileştirebileceklerine dair inancı sarsılır.

Ben bu satırları, kuruluş günlerini uzaktan izlemiş biri olarak yazmıyorum. O günlerin emeğini, umudunu ve fedakârlığını taşıyan insanlardan biri olarak yazıyorum. Bu yüzden içimde öfkeden daha ağır bir duygu var: İnandığımız sözlerin sahipsiz kalması.

AK Parti; yasaklara, yolsuzluğa ve yoksulluğa karşı bir iddiayla yola çıktı. Üç “Y”, devlet karşısında horlananların, kimliği nedeniyle dışlananların, emeğiyle geçinemeyenlerin ortak itirazını taşıyordu.

Bugün aynı kelimeler yeniden kapımızı çalıyorsa, onları muhalefetin söylemi diye geçiştiremeyiz. Başlangıçta karşı çıktığımız sorunları kendi içimizde sorgulayamıyorsak, kuruluş hikâyemiz siyasete yön veren bir ölçü olmaktan çıkıp yıldönümlerinde anlatılan bir hatıraya dönüşmüş demektir.

Şimdi herkes soruyor: “Eski fabrika ayarlarına dönülebilir mi?”

Yirmi beş yıl önceye dönemeyiz. Dünya değişti, Türkiye değişti, yeni kuşaklar yetişti. Dijital çağ, siyaset yapma biçimlerini dönüştürdü. Geçmişin yöntemleri bugünün bütün sorunlarını çözemez. Fakat zamanın değişmesi, ahlakın hükümsüz kalması demek değildir.

Dürüstlüğü yeniden ölçü yapmak mümkündür. Bunun için nostaljiden daha zor bir şey gerekir: Hesap vermek, ayrıcalıklardan vazgeçmek ve başkasından beklediğimiz sorumluluğu önce kendimiz üstlenmek.

Uzun iktidar dönemlerinde başarı, insana yanılmazlık duygusu verebilir. Eleştiri sadakatsizlik sayılmaya, yanlışı söyleyen uzaklaştırılmaya, her........

© Milat