menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düğüm Noktalarını Kim Tutuyor?

24 0
13.04.2026

Bugün, 2026 baharının sisli jeopolitik atmosferinde, küresel sistemin fay hatlarının nasıl geri dönülemez bir biçimde çatırdadığına bizzat şahit oluyoruz. 28 Şubat tarihinde ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı asimetrik harekat, sadece Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini yıkmakla kalmadı; aynı zamanda küresel navlun rotaları, enerji arzı ve makroekonomik istikrar üzerinde devasa bir "kara kuğu" olayına dönüştü. Çatışmalar, nükleer tesislerin ötesine geçip sivil ve kritik altyapıların imhasına odaklanan bir dekapitasyon stratejisine evrilirken, bizlere de uluslararası ilişkiler teorilerini temelden sarsan yepyeni bir gerçeklik sundu.

Yıllarca uluslararası ilişkiler disiplini, gücü devletlerin sahip olduğu maddi kapasite stokları üzerinden, dikey ve katı bir hiyerarşi içerisinde tanımlama hatasına düştü. Daha büyük bir gayrisafi yurt içi hasılanın veya daha geniş bir askeri envanterin otomatik olarak gücü getireceğini varsaydık. Fakat Körfez'in hayati su arıtma tesislerinin ve küresel tedariki besleyen devasa alüminyum fabrikalarının füzelerle vurulup felç olması, devasa orduların ve ekonomilerin lojistik bir çöküş karşısında nasıl çaresiz kalabildiğini acı bir tecrübeyle gösterdi. Geleneksel hiyerarşik güç okumaları artık analitik sınırlarına dayanmış, tıkanmıştır.

Stok Gücünden Ağsal Güce Keskin Geçiş

İçinde bulunduğumuz kriz, modern tarihin gördüğü en büyük "çifte darboğaz" krizidir. Bir yanda dünya petrol arzının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın İHA ve mayınlarla ablukaya alınması, diğer yanda Husilerin Kızıldeniz trafiğini baltalaması, deniz ticaretini kalp krizine sokmuştur. Savaşın henüz ilk haftalarında 34 binden........

© Milat