Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (330)
(Her şeyde olduğu gibi) hâricî siyâsette de, Türkiye, “Kemalist çizgiden ayrılmamak” mecbûriyetinde!
“Uyarmalarında çabalarını yoğunlaştırdığı nokta, Türkiye’nin Atatürkçü bir dış politika çizgisinde kalması ile ilgiliydi. Bunun için her şeyden önce ‘yurtta barış, cihanda barış’ ilkesini hatırlatıyor, Amerika ve Batı ile ittifaklara sadık kalırken Sovyetler Birliği ile dostluğa önem verilmesini ve üçüncü dünya ülkeleriyle yakın ilişkiler kurulmasını öneriyordu. Atatürk döneminin gerçekçi ve şahsiyetli dış politikasını sürdürmek için sadece Amerika’ya bağlı kalmayıp Avrupa ülkeleriyle daha yakın temaslar kurulmasını, bu arada Atatürk’ün Balkan ittifakının canlandırılması için Balkan ülkeleriyle de yakınlaşmanın sağlanmasını istiyordu. Çin gerçeğine de herkesten önce dikkat çekmek istemiş, bu ülkenin dünya siyasetinin geleceğinde oynayacağı rolün iyi değerlendirilmesini sağlamaya çalışmıştı. Bütün bu değerlendirmeleri yaparken daima Atatürk’ü hatırlıyor ve hatırlatıyor, onun barışçı, gerçekçi ve şahsiyetli politikasını yaşatmaya uğraşıyordu.
“Dâimâ toplumcu ve ilerici görüşlerden yana olmuştu”
“Barışçılık ve gerçekçilik ilkelerini iç politikadaki gelişmeleri yorumlarken de titizlikle savunuyordu. Aslında daima toplumcu ve ilerici görüşlerden yana olmuştu. Ama bunları doktriner bir anlayışla savunmamış, Türkiye’nin gerçekleriyle yorumlamaya, bağdaştırmaya ve pratik çözüm yolları önermeye dikkat etmişti. Bunu yaparken de ilham kaynağı Atatürk’ün pragmatizmi, realizmi idi…
“Aras ile birlikte Atatürk’ten kalan birkaç yadigârdan biri daha dünyamızdan göçtü. Allah rahmet eyleye…” (Abdi İpekçi, “Durum / Tevfik Rüştü Aras”, Milliyet, 7.1.1972, s. 1)
Tevfik Rüştü Aras’ın akrabâlık bağları
Sıkı akrabâlık bağlarının Cemâat tesânüdünü pekiştirdiği âşik̃âr bir vâkıadır.
Bu sâyede, umûmî nüfûsa oranla küçük bir zümre, nüfûs oranının kat-be-kat fevk̆inde bir nüfûz elde etmekte, nüfûzu, nüfûsun sâir kesiminin şuûrsuzluğu ve dağınıklığı nisbetinde artarak bir tahakküm derecesine varabilmekte, netîcede bir “Mütehakkim Zümre” teşekkül etmektedir.
(Dr. Reşit Galip gibi) Rodos Cemâatine mensûb Cezâ Hâkimi Hacı Hasan Rüştü Bey ile Şerife Hanım’ın oğlu Tevfik Rüştü Aras’ın, ebeveyni cihetinden akrabâlık bağları mechûl̃ümüzdür. 20 Nisan 1961’de evlendiği ikinci eşi (Mahmut Bey ile Emine Hayriye Hanım’ın kızı) Hatice Bâhire Hanım’ın (İstanbul, 1909 – a.y., 18.3.1989, Rumelihisarı Mez.) akrabâlık bağlarını da bilmiyoruz.
(Milliyet, 7.1.1972, s. 2) (https://www.geni.com/people/Makbule-Evliyazade/6000000176995794846; 28.3.2026)
Vefât îlânında ve “geni.com” şecere sitesinde Tevfik Rüştü Aras’ın akrabâlık bağları:
“Emekli ceza reislerinden [Cezâ Hâkimi] merhum Hacı Hasan Rüştü ve refikası merhume Şerife Hanımın oğlu, Bâhire Aras’ın aziz ve değerli eşi, Fahriye Tunca’nın ağabeysi, Hülya Aras’ın........
