menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanal dünyada kayıp nesil mi yetişiyor?

31 0
02.05.2026

Günümüz dünyasında internet, artık yalnızca bir araç değil, yaşamın kendisiyle iç içe geçmiş bir gerçeklik. Sabah gözümüzü açtığımız andan gece uyuyana kadar ekranlarla kurduğumuz temas, fark edilmeden alışkanlıkların ötesine geçebiliyor. Peki bu durum bir “bağımlılık” mıdır, yoksa çağın kaçınılmaz bir parçası mı?

Psikoloji literatüründe internet bağımlılığı, henüz tüm yönleriyle uzlaşılmış bir klinik bir tanı çerçevesinde değerlendirilmese de ciddi bir ruh sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Özellikle kontrol kaybı, kullanım süresinin giderek artması, sosyal ve akademik işlevsellikte bozulma gibi belirtiler, bağımlılık kavramının temel kriterleriyle örtüşüyor. Kişi, ekran başında geçirdiği süreyi azaltmak istese bile bunu başaramaz ve gerçek hayat sorumluluklarını geri plana iter.

Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekir. İnternetin kendisi değil, onunla kurulan ilişki problemli hale gelir. Yani mesele çok kullanmak değil, kontrolsüz ve işlev bozucu kullanmaktır. Bir genç saatlerce ders çalışmak için interneti kullanıyorsa bu bağımlılık değildir ancak sosyal medyada geçirilen saatler nedeniyle uyku düzeni bozuluyor, ders başarısı düşüyor ve kişi bundan rahatsızlık duyduğu halde duramıyorsa, burada psikolojik bir problemden söz edilebilir.

İnternet bağımlılığı çoğu zaman tek başına ortaya çıkmaz. Altında yatan yalnızlık, değersizlik hissi, kaygı bozuklukları veya depresif eğilimler bu davranışı........

© Milat