menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İçimizdeki savaşın sessiz tanıkları

38 0
24.03.2026

Dünya hiç bu kadar gürültülü olmamıştı. Ama insan hiç bu kadar sessiz kalmamıştı.

Ekranların ışığında yüzler aydınlanıyor, ama içler karanlık. Kalabalıklar içinde yürüyen insanlar var, omuz omuza, ama ruh ruhuna değmeden. Çünkü bugünün en görünmeyen savaşı, dışarıda değil içeride veriliyor. Ne tank sesi var ne siren. Ama yıkımın en derin olanı bu, içsel boşluk.

İnsan artık yalnız değil, yalnızlığa alışmış durumda ve bu alışkanlık, ruhun en sessiz çığlığı.

Eskiden savaşlar sınırları değiştirirdi, şimdi insanın içini. Bir zamanlar şehirler yanardı, şimdi duygular. Eskiden kurşun yaralardı bedeni, şimdi anlam eksikliği delip geçiyor insanın ruhunu. Modern çağın savaş alanı, zihinler, kalpler ve kimlikler.

Her şey var gibi ama bir şey eksik. Adını koyamadığımız o eksiklik.

Bugünün insanı her şeye yetişmeye çalışırken kendine geç kalıyor. Daha hızlı, daha başarılı, daha güçlü olma telaşı içinde, “olmak” yerine “görünmek” için yaşıyor. Ve bu sahte varoluş, ruhun derinliklerinde yankılanan bir boşluk oluşturuyor.

Ne gürültüyle dolar ne kalabalıkla.

Sosyal medyada paylaşılan mutluluklar, filtrelenmiş hayatlar, kusursuz görünen anlar. Hepsi birer vitrin. Ama vitrinin arkasında yorgun bir insan, kırık bir kalp ve........

© Milat