Ömür sermayesi
İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasının üzerinden yedi sene kadar bir süre geçtikten sonra talebeleri Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerine bu konuyla ilgili neden pek bir şey söylemediğini sorduğunda dilimize pelesenk, kulağımıza küpe olacak şu sözü söylemiştir:
“Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur.”
Bu söz, yalnızca bir cümleden ibaret değildir; insanın içinde bulunduğu duruma tutulan aynadır. O aynaya bakmaya cesaret edebilenler, yüzlerinde zamanın izini değil, pişmanlıkların gölgesini görürler.
Ben de bu sözü ilk duyduğumda hayatımı bir film şeridi gibi gözümün önünden geçirerek kendimi yoklamaya çalıştım. Son yirmi dört saatimin ne kadarını gerekli, ne kadarını gereksiz işlerle harcadığımı düşündüm. Cevap kendim için pek de iç açıcı değildi. Çünkü insan, kendini en iyi tanımasına rağmen en çok kendine karşı dürüst olmakta zorlanır.
Kısa olan ömrümüzü nelerle doldurduğumuz gerçeğiyle yüzleşmek gerekiyor sanırım. Sabah ekmek kaygısıyla uyanıp yola revan olduktan sonra bitmez tükenmez sandığımız trafik çilesiyle cebelleşmek, ardından iş yerinde geçen saatler, dönüş yolu, ev telaşı, vadesi gelen borçlar, bitmek tükenmek bilmeyen istekler…........
