menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üstadımızın tashih ve düzenlemesiyle: Risale-i Nur Külliyatı

16 0
04.06.2026

Bir yazar, hangi konuda yazmak istiyorsa önce küçük küçük notlar alır. Aldığı o notları zihninde yoğurur, yavaş yavaş şekil verir ve nihayetinde bilgisayarın başına oturur. Tuşlara basarken, o ilk notlar ve düşünceler malzemesiyle zihninde oluşan fikir binası teşekkül etmeye başlar. Yazı bittikten sonra yazar fark eder ki, aldığı notların tamamını kullanmamıştır; bir kısmını seçmiş, bazen de yepyeni bir mecraya kaymıştır. Peki, o esere dâhil edilmeyen, dışarıda kalan notlara ne oluyor? İşte bu nokta, bir izn-i ilahîdir. Demek ki o fikrin binasına o kadarlık malzemenin girmesine müsaade edilmiş ve o uzun tefekkürün eseri bu şekilde ortaya çıkmıştır. Yazıya dâhil olmayan notlar ise vazifesiz kalmazlar; en azından kâğıda dökülmüş, atomların ve melaikelerin şahitliğine mazhar olmuşlardır. Basılan eserlerden insanlar istifade ettiği gibi, basılmayan o ilk notlardan da başta melekler ve ruhaniler olmak üzere zerreler ve atomlar nasiplenir. Alınan notlar, düşünce ikliminin birer meyvesi, çiçeğidir. Malumdur ki bizler, tabiatta Allah’ın sanatı ve kudret kelamı olan çiçeklerin, meyvelerin tamamını yiyemeyiz; var olan güzelliklerin birçoğunu göremeyiz bile. Onların bizim tarafımızdan tüketilmemesi, vazifelerini yapmadıkları anlamına gelmez. Allah’ın esmasına birer ayna olarak vazifelerini icra ettikleri gibi, bir yazarın yayınlanmayan notları da o düşünce ikliminde birer çiçek olarak boşa gitmez; başka varlıkların tefekkür ve nüzhetgâhı olur. En azından bizler hayalimizi ve fikrimizi Allah’ın izniyle çalıştırmış, bir mahsul vermiş oluruz. Dolayısıyla kâinatta zayi olan hiçbir şey yoktur. Kitaba girenler toplanmış has meyveler gibidir; dışarıda kalanlar ise kuşlara, böceklere ziyafet olan, melaike ve ruhanilerin zevkle mütalaa ettiği manevi rızıklardır. İşte bu hakikatten yola çıkarak, son zamanlarda canımı sıkan ve ruhumu acıtan bir mevzuyu ele almak istiyorum. Zaman Az, Reçete Belli: İhtilaftan Uzak Durmalıyız. Dünyanın ömrünün azaldığı, zamanın daraldığı bir asırda yaşıyoruz. Muhtaç gönüllere ulaşmak ve daha fazla insanın hidayetine vesile olmak için aşkla, şevkle gayret etmemiz gerekirken; maalesef kafa karışıklığına ve ihtilaflara sebep olacak fuzuli gündemlerle karşılaşıyoruz. Bizim elimizde manevi bir acil servis, harika bir ilaç ve reçete var. Dalalete, küfre, şüpheye düşmüş; hevesatın esiri olup ebedi hayatını tehlikeye atmış insanlara hakikatleri ulaştırmak ve onları tedavi etmekle mükellefiz. Durum bu kadar hassas iken, bazı suni mevzuları ileri sürüp insanların zihinlerini meşgul etmek, Nur’un hizmetkârlarına yakışmıyor. Ne diyorlar? "Risale-i Nur Külliyatı’na girmeyen lahikalar, mektuplar varmış; Külliyat’ta eksikler varmış..." Kardeşim! Bu eserler Bediüzzaman Hazretleri’nin sağlığında, onun nezaretinde ve tensibiyle tamamı basılmış mı? Basılmış. Elbette Külliyat’ın aslına dâhil edilmemiş bir takım mektuplar ve hususi notlar olacaktır. Fakat şunu çok iyi bilmeliyiz ki: Külliyat’a girmiş olan satırlar, Üstad’ın rızası, tashihi ve aziz ağabeylerin sadakatiyle oraya dâhil edilerek adeta "kayıtlı asker"........

© Milat