Güvendiğimiz için hayal kuruyoruz
İnsan ister Allah'a inansın ister inanmasın, hayal kurması bile Allah'ın varlığına bir ispattır.
Bir insan herhangi bir şey hakkında hayal kurarken, fıtraten bilir ki güneş yine doğacak, mevsimler yine dönecek, dünyadaki nizam ve intizam aksamadan devam edecek ve kendisinin bütün levazımatı, yani ihtiyaçları giderilecektir. Bunu diliyle açıkça ifade etmese bile, kurduğu hayallerle dolaylı yoldan bu hakikati ilan etmiş olur. Hiç kimse, "Ben hayal kurmayayım; çünkü ya yarın güneş doğmazsa, ya bu mevsim ağaçlar meyve vermezse, tarlada hububat, bostanda sebze olmazsa?" diyerek kurduğu hayalden vazgeçmez.
Dolayısıyla insan, ister şuurlu olsun ister şuursuz, hayal kurarken, plan yaparken bilir ki kainattaki çarklar muntazaman işlemeye devam edecektir. Dünya kendi vazifesini yapacak; ağaçlar, bulutlar ve çiçekler yine sahne alacaktır. İnsan, hiçbir ümitsizlik yaşamadan hayallerini bu kusursuz intizamın üzerine bina eder. İşte bu intizam üzerine bina edilen her hayal, sahibi Allah'ı tanısın ya da tanımasın, aslında satır arasından "Allah" der. Evet, hayal kurmak güzeldir; çünkü hayal kurmak, kainattaki nizamın ve intizamın devamlılığına, o işleyişin arkasındaki ilahi kudretin varlığına harika bir delil teşkil eder.
Evet, bizler o sonsuz kudrete güvendiğimiz için hayal kuruyoruz. Biliriz ki güneş mor olmayacak, toprak ayağımızın altından kayıp gitmeyecek, sularımız şakır şakır akacak ve o "ağaç fabrikaları" bize meyve vermeye devam edecek... Dolayısıyla ortada umumi bir güven........
