menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir milletin ruhuna yazılan senaryo

24 0
previous day

O gün uzun süre okumuş, yazmış ve yorulmuştum. Aslında televizyonu vakit geçirmek için açmadım. Bir süredir dostlarımın da dikkat çektiği, toplumun üzerine adeta zehir saçtığını düşündüğüm diziler hakkında bir yazı kaleme almayı tasarlıyordum. Bu yüzden meseleyi yeniden görmek ve son bir kez daha tartmak için televizyonun karşısına geçtim. Yeni başlayan bir diziyi açtım. Henüz on dakika bile geçmemişti ki, ekranda insanı insanlıktan uzaklaştıran ne kadar karakter bozukluğu varsa peş peşe geçit yapmaya başladı. Vicdan felç olmuştu. Ahlâk yatağa düşmüş gibiydi. Merhamet sesini kaybetmişti. Sadakat alaya alınıyor, gösteriş ise alkışlanıyordu. Karakterler sanki insan olmaktan değil; daha fazla tüketmekten, daha fazla sahip olmaktan ve daha fazla nefsanî (nefse ait) arzuların peşinden koşmaktan ibaret bir hayatın temsilcileri hâline getirilmişti. Şatafat, onlardan önce sahneye çıkıyor; insanlık ise çok gerilerde kalıyordu. Dayanamadım, diziyi kapattım. Fakat içimdeki hayreti kapatamadım. Çünkü o on dakikanın bana gösterdiği şey bir diziden daha fazlasıydı. Ekranlarda yıllardır devam eden, tahripte büyük bir zihniyetin küçük bir özeti gibiydi. Ve kendi kendime şu soruyu sordum: Diziler gerçekten hikâye mi anlatıyor, yoksa yeni nesillerin ruhuna görünmez senaryolar mı yazıyor? İstisnaları hariç tutarak söylüyorum; bugün televizyon dizilerinin önemli bir kısmı sadece bir eğlence aracı olmaktan çıkmış durumda. Mesele artık yalnızca hikâye anlatmak değil. Mesele; milyonlarca insanın duygu dünyasını, hayata bakışını, beklentilerini ve değer yargılarını şekillendirmek hâline geldi. Onlar aslında sadece dizi yapmıyorlar. Kimi zaman farkında olarak, kimi zaman da olmayarak ailelerin içine, gençlerin zihinlerine ve çocukların hayal dünyalarına birtakım zararlı fikirler, alışkanlıklar ve yaşam biçimleri yerleştiriyorlar. İnsan sadece duyduklarından değil, gördüklerinden de etkilenir. Üstelik tekrar tekrar gördüğü şeyleri zamanla normal kabul etmeye başlar. İletişim ve davranış bilimlerinin de dikkat çektiği noktalardan biri budur. Sürekli maruz........

© Milat