menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Elfida'dan parmaklıklar ardına…

11 0
21.07.2026

Arapça ‘fidâ’ kökünden ‘elfida’; feda edilen, vazgeçilen anlamına geliyor.

Sadece terk edişi değil, sevilen insanı kurtaramamanın, veda etmenin verdiği can yakıcı, derin hüznünü ihtiva ediyor.

Fedakârlık, fedai aynı kökten…

Dinledikçe efkârlandığımız, hüzünle içlendiğimiz, elektrogitarın titreşimiyle ritm tuttuğumuz meşhur şarkısının hikâyesi hafızalarımızda amansız hastalıkla mücadele eden küçük Beyzanur’un çaresizliğiyle yer edinmişti.

Doktorların "Bu kızı feda edin" dediği veda sırasında Haluk Levent’in dil şuuruna sahip arkadaşının telkiniyle doğan isimdi Elfida…

Modern zamanların reklam stratejileri, gitarın telleri misali, iyi niyetlerimizin bam teliyle oynamakta beis görmüyordu.

Yıllarca insanlara iyilik hareketi, gönül köprüsü olarak takdim edilen Anadolu Halk ve Barış Platformu (AHBAP), meğer perde arkasında farklı hesapların platformuymuş.

2017'li yıllarda Haluk Levent’e yapılan Cumhurbaşkanlığı adaylığı teklifi üzerine kurgulanan ‘Anadolu Halk ve Barış Partisi’ projesinin, siyasi zemin zayıflayınca alelacele yardım hareketine çevrilmiş.

Laik, seküler cephenin, ‘devlet yok, AHBAP var’ sloganıyla büyütülen platform aslında incelikle tasarlanmış imaj yönetim maskesinden başkası değilmiş.

Asrın felaketinde enkazının altında insanların elleri, kolları koparken, solmuş bedenler molozların arasından çıkarılmayı beklerken, anneler evlatlarının, çocuklar anne babalarının mezarı olmuş yıkıntıların başında dondurucu soğukta nöbet tutarken; AHBAP kurucusu topladığı muazzam yardımları kumar, bahis, iddia kuponlarına yatırabilmenin hesaplarını yapıyormuş.

Din, vicdan, izan sahibi yapmaz, ya pa maz!

Kültür Bakanlığı’ndan ödüller almış, Birleşmiş Milletler’de ülkemizi temsil etmiş Haluk Levent’in maskesi, MASAK raporlarıyla düştü.

Soruşturma kapsamında isnat edilen, ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’, ‘yardım paralarını kumar masalarında kaybetmek’, ‘kara para aklamak’ ithamları, ellerine takılan kelepçeyle müşahhas hakikate dönüştü, parmaklıklar ardına gönderildi.

Şimdi sormamız gereken soru şudur;

Toplum böylesi devasa illüzyona nasıl ikna edildi?

Sahada asıl yükü sırtlayan yerli-milli sivil toplum kuruluşlarının hakkı nasıl gasp edildi?

Furkan Bölükbaşı’nın Propaganda kanalında yaptığı açıklamalar sahadaki acı gerçekleri ortaya koyuyor.

Devletin kurumları AFAD 200 bin, Kızılay 50 bin çadır dağıtırken; milyarlarca liralık bağışı elinde tutan AHBAP sahada sadece 3-4 bin çadırla varlık gösterebilmişti.

Beşir Derneği günlük 920 bin kişiye sıcak yemek ulaştırırken, onlardan katbekat fazla imkâna sahip AHBAP günde sadece 6 bin ekmek dağıtımı yapıyordu.

İHH, Beşir Derneği, Kızılay binlerce personelle enkaz altından can kurtarırken, malum yapının sahada arama kurtarma görevlisi yoktu.

Asıl vahim olanı, can yakanı, deprem bölgelerindeki çarpıklıkları sorgulayan, toplumu hakikate uyandırmaya çalışan samimi insanların önüne, kendi mahallemizin aktörleri, güçlü kalemleri tarafından barikat kurulmuş olmasıydı.

Furkan Bölükbaşı; muhafazakâr medyanın tanınan isimleri Turgay Güler, Taha Hüseyin........

© Milat