menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İngiltere’nin geri dönüş arayışları ve Türkiye’nin fırsatları

8 0
previous day

Brexit referandumunun üzerinden on yıl, fiili ayrılığın gerçekleşmesinin üzerinden ise yalnızca altı yıl geçti. Bu süreç içerisinde olaylar öyle gelişti ki Birleşik Krallık bugün AB’nin kapısında beklemeye başlamak zorunda kaldı. Bu manzara hem stratejik öngörünün ne kadar kırılgan bir zemine oturduğunu hem de coğrafyanın siyaset üzerindeki belirleyici ağırlığını bir kez daha ortaya koymuş oldu. Londra AB’den ayrılırken oluşacak boşluğu ABD, Kanada, Avustralya ve Hindistan gibi ülkelerle kuracağı yeni nesil liberal ticaret ilişkileri aracılığıyla telafi edebileceğini ummuş, hatta bu boşluğun fırsata dönüşeceğini hesaplamıştı. Ancak bugün İngiliz kamuoyunda hakim olan duygu tam anlamıyla hayal kırıklığı. Çünkü hiçbir bölge, yanı başındaki Avrupa pazarının yarattığı entegrasyon avantajını ikame etmeyi başaramadı.

Elbette Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü bu tabloyu daha da ağırlaştırdı. Çünkü Trump geleneksel Anglosakson akrabalık söylemine neredeyse hiç itibar etmedi. Aksine Birleşik Krallık’a Avrupa’nın geri kalanına yönelttiği cezalandırıcı tutumun benzer bir versiyonunu uyguladı. Hatta zaman zaman müttefikten çok bir parya muamelesi yaptı. Ticaret cephesindeki gerilimler hala sürüyor, Trump’ın aşağılayıcı çıkışları İngiliz kamuoyunda derin bir rahatsızlık yaratıyor ve Washington yönetiminin Birleşik Krallık’ın iç işlerine karıştığına dair ciddi emaraler her geçen gün daha da artıyor.

Öyle ki İran savaşı sırasında Amerika’nın yanında saf tutmayan Londra’yı nankörlükle suçlayan Trump yönetimi Falkland Adaları başta olmak üzere İngiliz egemenliğindeki bölgelerde Londra karşıtı hareketleri destekleme gündemini bile açıkça masaya yatırmış durumda. Arjantin de bu cesaretlendirmeyle Falkland meselesini yeniden ısıtmaya başladı.

Bu koşullar altında Birleşik Krallık’ın uluslararası arenada yalnız kalmamak için tek gerçekçi seçeneği ister istemez yeniden Avrupa’ya yönelmek. Whitehall’da iktidarı elinde tutan İşçi Partisi ve Başbakan Keir Starmer, AB’ye yakınlık konusunda kamuoyu önünde isteklilik sergilemekle birlikte Brexit’i tümüyle tersine çevirmeye cesaret edemiyor. Bunun yerine kademeli bir yeniden bütünleşme stratejisi izliyor. Londra’nın masaya koyduğu ilk öneri malların serbest dolaşımı ve tek pazara kısmi katılım üzerine kuruluyken Brüksel, Guardian gazetesine yansıyan bilgilere göre bu sınırlı çerçeveyi yetersiz buldu ve gümrük birliğine katılım ya da Avrupa Ekonomik Alanı üzerinden daha........

© Milat