menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sığ

24 0
05.06.2026

İnsan gibi; zamanın da bir ruhu vardır, hayatın da. Acelecilikte, hızda ve hazda mahir bir çağın insanlarıyız. Her ne olacaksa bir an önce olsun istiyoruz. Bebeklere daha hızlı büyümeleri ve gelişmeleri için büyümeyi hızlandırıcı ilaçlar ve besin takviyeleri veriliyor. Bitkiler, meyveler, sebzeler ve hayvanlar; hormonlarla, büyümeyi hızlandırıcı takviyelerle yetiştiriliyor. Beklemenin, sabırlı olmanın ve tahammül etmenin muteber olmadığı bir yaşayış.

Oysa kâinatın özünde bir bekleyiş ve sabır hâkim. İnsan dışındaki varlıkların, beklemekle ilgili bir problemi olmadığı oldukça aşikâr ve fıtratlarına nakşedilen ilahi kurallara boyun eğmiş, bunları kabullenmiş durumdalar. Peki ya insan, o da öyle mi? Bu sorunun cevabını Kitab-ı Kerim’den bir ayetle verelim; “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir” (Asr Sûresi / 1-2). Allah, herhangi bir zaman sınırlaması olmaksızın, dünyanın ve insanın yaratılışının ilk anından son anına kadar olan tüm zamanı kapsayan bir ifadeyle; insanın ziyan içerisinde olduğunu yani hüsrana uğradığını söylüyor. Ürpererek ve ibret alınarak okuması gereken bir ayet.

Evet bu telaş ruhumuzu, kalbimizi ve zihnimizi öldürüyor. Hep bir yerlere yetişmek ve bir şeyleri........

© Milat